Adım adım ölmeyi bekledi ya da bu süreç içinde bağışlanmayı.
Ben intihar bekledim, kitabın sonuna kadar ama olmadı. Gururlu davranıp kendi veda edecek ve o ölürken diğerlerinin bu hazzı yaşamasını da engelleyecek diye düşündüm. Giyotin sehpasına bir kelle paça olarak gitti. Kasap onu da elinden geçirdi.
En üzücü kısmı kitabın, bence kızının babasını tanıyamaması ve babası için öldü demesiydi. Fiziksel acı ne ki, manevi acının yanında ! Annesi ve eşi gelmedi belki de gelemedi vedaya.
İdamın iyi ve kötü tarafları değerlendirilmeli, bu kitapla. Birçok bakış açısı kazandırıyor.
Beni yer yer Green Mile ve Esaretin Bedeli filmlerini de çağrıştırdı kitap.
Kitabın kendisinden çok, kitabın özsözüydü beni de etkileyen. Vayyy, neler yaşanmış dünyada dedim. Çok ilgi çekiciydi anlatılanlar. İdamın ne kadar berbat bi şey olduğunu gözler önüne sermiş yazar. Öyle bi şey ki, artık duygusuz sadece yapmak için ya da bu durumdan keyif aldığı için; bir insanı yaşama hakkını elinden almak, onun adına karar vermek.... Tartışılır.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo
-Marie baban var mı?
-Evet bayım.
-Peki nerede?
-Ah! Demek bilmiyorsunuz? Öldü.
-Öldü, diyordun Marie. Ölmenin ne olduğunu biliyor musun?
-Evet bayım. O hem yerin altında, hem de gökte.