Bilge

Bilge
@bilge_bilge
Psikolog
Ankara Üniversitesi
477 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·120 syf.·
2025 9. kitabı
Adım adım ölmeyi bekledi ya da bu süreç içinde bağışlanmayı. Ben intihar bekledim, kitabın sonuna kadar ama olmadı. Gururlu davranıp kendi veda edecek ve o ölürken diğerlerinin bu hazzı yaşamasını da engelleyecek diye düşündüm. Giyotin sehpasına bir kelle paça olarak gitti. Kasap onu da elinden geçirdi. En üzücü kısmı kitabın, bence kızının babasını tanıyamaması ve babası için öldü demesiydi. Fiziksel acı ne ki, manevi acının yanında ! Annesi ve eşi gelmedi belki de gelemedi vedaya. İdamın iyi ve kötü tarafları değerlendirilmeli, bu kitapla. Birçok bakış açısı kazandırıyor. Beni yer yer Green Mile ve Esaretin Bedeli filmlerini de çağrıştırdı kitap. Kitabın kendisinden çok, kitabın özsözüydü beni de etkileyen. Vayyy, neler yaşanmış dünyada dedim. Çok ilgi çekiciydi anlatılanlar. İdamın ne kadar berbat bi şey olduğunu gözler önüne sermiş yazar. Öyle bi şey ki, artık duygusuz sadece yapmak için ya da bu durumdan keyif aldığı için; bir insanı yaşama hakkını elinden almak, onun adına karar vermek.... Tartışılır. Bir İdam Mahkûmunun Son Günü Victor Hugo
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·129 syf.·
2025 8. kitabı
Kitap boyunca Osman'laydık. Her an; film izlerken, taşınırken, yeni bi bilgi öğrenirken, hayatımızı sorgularken, yeni bir yıla girerken.... Hep vardı. Aslında yoktu ama vardı, kalbinde ya da kırılan bi yerlerde. Ya da kabullenemediği herhangi bi yerde. Tatsız tuzsuz, keyifsiz, Osman'sız bi hayat. Kitabı okuyan kişi yakın zamanda bir ayrılık yaşamış ve bu kadar derinden etkilenmiş olsaydı, oturur ağlardı kitabı okurken. Kendinden bi şeyler bulurdu muhtemelen. Karakterle arkadaş olurlardı muhtemelen. Kabullenmekten bahsetmiş, her şeyi sorgularken hiç de sorgulamamış bu ayrılığı ne kadar kabullendiğini. Belki buna hazır değildi, belki kabullenmeye hazırlandı mektuplarla. Kayıp sonrası uzamış bir yas. Kaygılı bi bağlanma stili. Hassas kırılgan bir yapıda Osman'a mektup yazan biri. Kalbi kırılmış. Ağlamalar... Üzülüyor, arıyor Osman her anında. Anılarını hatırlıyor. Belki, taşınmasının sebebi Osman'dan ayrılabilmek. Neler yapmadı kabullenmek için? Karşısına kendini oturtup konuştu bile. Bak dedi, yapma böyle. :) Faydası oldu mu, elbet olmuştur. Ayrılıktan sonra kendine kendine ayakta kalabilme mücadelesi aynı zamanda. Kendine bir dönüş meselesi. Ayrılık sonrası derinden etkilenen neredeyse her kadının kendine dönüşünün hikayesi. Hem memnun halinden, hem de şikayetçi karakterimiz. Şikayetçi ama memnunum halimden diye bi gurur da var kimi zaman. Anladığım kadarıyla, bu mektuplar bir yıla aşkın yazılıyor Osman'a. Bunu da yılbaşını iki kez kutlamasından anlayabiliyoruz. 1 yıla aşkın bi ayrılık acısı... Ancak kitap sonunda hemen bi kabullenme olmuş sanki. Yavaş yavaş bi kabullenme daha iyi olabilirdi. O son mektupta bile " inanmadık ki yine yazarsın sen mektup" denilecek cinsinden bi mektuptu :) Bence yine kabullenemedi ayrılığı. Kimi zamanlarda kendiyle içsel hesaplamalar
1000Kitap
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,5bin okunma
Puan vermedi·58 syf.·
2025 7. kitabı
Kitap 3 hikayeden oluşuyor. İlk ikisi çok benzer. Çevirmen, kitabın sonunda iki hikayenin farklarını vermiş. İkinci hikaye ilk versiyonu hikayenin, ilk hikaye ise ikinci versiyonmuş. Sondaki hikaye ise yaşama çabasına değiniyor. Her şeye rağmen yaşama tutunuyor karakterimiz. Açlıkla ölğmle karşı karşıya gelse de başarıyor. En sonunda da yaşadıklarının etkisiyle yiyecek biriktirmeye başlıyor, kompulsif bir davranış görüyoruz. Hikayenin ortalarında da halisinasyon gördüğünü vs düşünmüştüm. Kitabın sonunda, evet artık şizofreni oldu demiştim ama kitabın sonunda karakterimizin bu biriktirme takıntısının da neyseki geçtiğinden bahsediyor. :) Aydın gibi sıcak bir memlekette yaşıyorum. Bu sene, yazdan çıkıp sonbahara girerken, yağmurlu havada, hava sıcaklığın yavaş yavaş düştüğü, insanların yeni anca kazaklara geçtiği bir dönemde okuduğum kitap oldu. Ben üşüdüm. İçimi daha da üşüten bir kitap oldu. Üşüdüm, dondum kitabı okurken. Sonra da acıktım. Hiç olmayacak bir yiyeceği düşünecek kadar; aklımdan geçmeyen bi yiyeceği zehirli mi değil mi diye düşünmeden yiyecek kadar acıktım. Ölümle burun buruna geldim kimi zaman. Hiç yakınlaşmamıştık sanırım bu kadar. Okurken, bir de aklıma Game of Thrones dizisi geldi. Kuzey toprakları ve karla fırtınaya mücadeleleri geldi gözlerimin önüne. İzlediğim kadar kolay değilmiş o soğukla mücadele. Tek başına da yola çıkılmazmış. Ben sıcak memleket ve sebze insanıyım :) Üşümeyi sevenler okuyabilir kitabı :) Ateş Yakmak Jack London
1000Kitap
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
Puan vermedi·200 syf.·
2025 6. kitabı
Şermin Yaşar'ın okuduğum ikinci kitabı. İlk okuduğum kitabını da çok beğenerek okumuştum. Bunu da çok beğenerek okudum. Bir ailenin sırlarının ortaya çıktığı ve yer yer karakterlerin hislerinin de yer verildiği bir kitaptı. Ben bu kitapta insanları bazı davranışları nedeniyle yargılamamayı tekrar öğrendim, seçimlerinin ya da davranışlarının bir sebebi olabileceğini ve aslında bir olayın/davranışın iç yüzünün görüldüğü gibi olmadığını öğrendim. Bir çocuk için anne-baba figürünün önemini de tekrar görüyoruz bu kitapta. Hiçbir yere ait olamadığından/hiçbir yere ait hissedememekten bahsediyor Ethem. Sevilmek en temel içgüdümüz. Sevmek sevilmek herkesin beklediği/istediği güzel duygular. Sevmeyi-sevilmeyi de ilk başta sosyal bir kurum olan aileden öğreniyoruz. Orada hissedemediğimiz sevgiyi de dışarıda arıyoruz. Kendimizi de sevemiyoruz, çünkü sevmek nedir öğrenememiş oluyoruz. Arıyoruz, ama bulamıyoruz, eksik bi şeyler. O eksiği tamamlayamıyoruz. Annemize/babamıza benzer eşler arıyoruz mesela. Aileden alamadığımız sevgiyi almak istiyoruz. Travmalar, anne babanın yaşadığı olaylar/durumlar ileri kuşaktaki kişileri nasıl etkiliyor görebiliyoruz bi nevi. Aslında, kişinin kendisiyle değil, önceki kuşaklarla başlıyor bu. Aktarılıyor ileriki nesillere, geçiyor. Sevemiyor Ethem çocuklarını. Seviyor oysaki, ama nasıl göstereceğini bilmiyor sevgisini. Babası da gösteremedi, Ethem'e sevgisini. Aile bağını kuramadı anne babası. Ne Emin ne Ekrem ne de Ethem tam anlamıyla kurabildi. Dikkat çekici başka bi konu ise, annenin (Mürüvvet Hanım'ın) psikolojik sıkıntıları olmasına rağmen psikoloğa götürülmesi gereken yerde hocaya götürülmesi. Sevgi'nin de psikoloğa gitmesi gerekiyorken gitmemesi. Belki onlar kendince haklıydı, sebeplerini de bilmek gerek. Psikoloğa giren tek kişi, kitabın
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Puan vermedi·63 syf.·
2025 4. kitabı
Yüzyüze Cengiz Aytmatov Selam, size harika bir kitapla geldim. Cengiz Aytmatov'un bir hikayesi. 1957'de yazılmış, ikinci eseri Aytmatov'un. Bikaç saat içinde okunabilecek akıcı bi kitap. Kahramanımız, Seyde. Savaş dönemi. Eşi askere alınıyor Seyde'nin. Giderken eşine sarılamıyor bile. Sonrasında eşi asker kaçağı olarak geri dönüyor. Mağarada yaşamaya başlıyor eşi, zaman zaman geceleri evine de geliyor. Çalı toplamaya diye eşine gidiyor Seyde. Gün ağarmadan dönüyor mağarasına. Anlaşılıyor eşinin kaçtığı. Ancak Seyde, hiç kimseye bi şey demiyor. Yaptığı fedakarlıklar, uykusuz kaldığı geceler, küçük bir çocuğun ve annenin bakımı... Böyle zor bir hayat Seyde'ninki. Kış mevsiminin getirdiği zorluklar da ekleniyor tabi bunlara. Ve kurulan hayaller... Dönemin özelliklerini güzel anlatıyor Aytmatov. Tüm ağılın yoklukla geçinmelerini konu ediniyor. Hayatlarını devam ettirme mücadelesini, yoklukluğu, bir ineğin sütünden yararlanabilmek için doğmasını bile dört gözle beklemelerini... Askerdeki babasından mektup gelmesini bekleyen çocukları anlatıyor. Benim başka bir gözlemim de, Seyde'nin eşinin mağarada yaşamasıyla toplumdan uzak kalarak hırsızlığa başvurduğu, bencilleştiği oldu. Zaten böyle miydi, antisosyal davranışları var mıydı yoksa insanlardan uzak kalması mı onu böyle bencilleştirdi sorgulanır. Belki de yokluk onu, buna sürüklemiştir Sonunda, Seyde'nin intihar etmesini bekliyordum gitmesiyle. Ya da eşinin tüfekle vurmasını. Öyle bi şey yaşanmadı. Hatırladığım, Cemile kitabındaki gibi kahramanın bulunduğu yerden ayrılması oldu.
1000Kitap
YüzyüzeCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,6bin okunma
Reklam