“Allahım, acı bize,” diye bağırdı Ebu Ali… “Senin de kendi kanunlarını koyduğunu görüyorum, Hasan! Kendine has renkleri olan tuhaf ve korkunç bir dünya. Sen de Alamut’u yarattın işte, İbni Sabbah.”
Zaman bir hükümdara , bir sanatçıya benzer. Amaçsız tutkularını vücuda getirerek önce dünyayı peşlerine takarlar. Sonra da, bizi anlamsızlığa, boşluğa iterler. Bir taraftan da kendi yarattıkları kanunların kölesi haline gelirler.
Bilinç seviyesi ne kadar düşükse fanatiklik de o ölçüde artar. Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım: Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer gruptaysa hiçbirşeyin farkında olmayan kitleler…