Köse Kadı'nın devamı niteliğinde olduğu herkesin malumudur. Eğer benim gibi, 20 sayfa okuyup bir sonraki müsaitliğinize erteleyecekseniz aynı çaşıtın sürekli değişen isimlerini takip etmekte zorlanabilirsiniz. Hikaye Köse Kadı'ya kıyasla daha sığ geldi ve bitişi ise daha enteresandı. Devamı niteliğinde bir şey var mı bilmiyorum, bitişine bakarsak olmasını da bekliyorum. Ama olsa da okumazdım (:
Ancak hakkını teslim etmek gerek, güzel tespitler ve mesajlar da var. Köse Kadı'yı okuduysanız buna da devam etmenizde fayda var.
İyi okumalar.
Yazarın anlatımının güçlü olmasına ve medeniyetten/insanlardan uzakta yaşayınca ne hale gelindiğini güzel anlatması yönüyle 2 veriyorum. Amok Koşucusu adlı bir şeyin var olduğuna dair tanımlama öğrenmem dışında, benim için tamamen israf edilmiş vakitti. Yazarın bazı diğer kitaplarında olduğu gibi, ahiret ve yaratıcı inancının olmadığı düşüncesi ile intihar düşüncesinin olağan olduğu fikri dikte ediliyor. Önermiyorum.
"Demek bir nefsanî arzu onun her șeyine mal olacaktı. Rabbin fevkalâde lütfu olan șüphe hissi olmamış olsaydı Murat Bey, kadına bütün kutsal değerlerden fazla düşkün olmanın karasını
ömrü boyunca alnında tașıyacaktı."