İnsan kendi hayatının daracık sınırlarını ve ölümün soğuk yüzünü gördü mü, anlatılan tüm o öykülerde, harbin bu dehşetine değinilmekten özel olarak kaçınıldığını da 'idrak' eder. Çünkü 'bilmek' çoğu zaman üstünkörü haberdar olmak, çeşitli yollardan ulaşan zayıf bir duyumdan ötesine geçememektir ne yazık ki. Ama idrak etmek öylesine farklıdır ki, arkaik Frenk ressamlarının parlak renklerin içindeki uyanışını andıran bir filizlenme duyar insan, zihnini alacakaranlığında.
(...) Buğday tarlasında ilerleyen mutlu bir çiftçinin rahatlığıyla askerlerimizi biçiyorlardı. Arada kendilerinden bir ya da iki kişi de atlarıyla birlikte yere yıkılıyor, kan ve ölü bedenlerin boğucu karanlığı içinde kaybolup gidiyorlardı. İşte buydu savaş, iki taraf için de gelecek adına hedeflenen onca şeyden bir hamlede vazgeçme zorunluluğuydu; dehşetin, bilinen tüm anlamlarının, olanca ağırlığıyla üzerinize yıkılmasıydı. Kahramanlık denen o muğlak kavramın, gerçekte iki taraf için de geçerli olduğunun anlaşılmasıydı. Ölenin de, öldürenin de, o son anda, kimin haklı ya da kimin haksız olduğunu bilemediğini açıkça görmekti savaş. Azıcık insafı ve zekâsı olan herkes için kıyım sonrası korkunç bir hiçlik duygusunun hücum edeceğinin çaresizce bilinmesiydi de... İşte buydu savaş...
Kişi ne yenildim diye kahretmeli, ne de galip geldim diye kendini göklere çıkarmalıdır. Gün gelir, devran döner, kişi kendini yerin dibinde, ayaklar altında buluverir. Ezelden ebede galip olan bir tek Allah'tır.
Romalı Tarihçi Tacitus "Bir devletin yıkılışından önce yasaları çoğalır." der. Evet, çoğalır, çünkü yenileri üretildikçe, unutulan önceki kanunların ruhunun canlandırılabileceği sanılır. Ama ne yazık ki bu boş bir umuttur.
Zulüm, haksızlık yayılsa, işitenler de, "Neme gerek." dese ve onu önlemeye çalışmasalar, sonra koyunu kurt değil de çoban yese, bilenler de bunu söylemeyip gizlese; fakirler, muhtaçlar gariplerin feryadı göklere çıkıp bunları taşlardan başkası işitmese, işte o zaman felâkettir. Neslinin o zaman yok olmasından korkulur. Hazinelerin boşalır. Askerin itaat etmez olur ve yolundan gitmezler. Yok olmak mukadderdir.