Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkan var mıydı? Hayattan çıkarı olmamak hem Tanrının hem de insanların gözünde affedilmez bir suçtur; gelişip yayılmaması için gerekli her türlü tedbir alınacaktır. Bütün tarih, bütün iktisat, bütün sosyoloji, bütün psikoloji, kısaca bütün lojiler hayatın çıkarcılığa dayandığını göstermek için yırtınacaklardır, yırtınmalılardır. “Ben çıkarıma bakarım” diyeceksiniz, bunun için “Babamı bile tanımam” diyeceksiniz. Kimseyi tanımayacaksınız; hele hayattan çıkarı olmayanları hiç!
Selim’in iç güdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarını pek bilmezdi. Oysa... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. Kimse onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. Bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. Gazetedeki ölüm ilanı bile yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır.
Nedense bu kadın çıktı yoluma. Neden benim yoluma çıktı? Bilinmez. Kadın bildi; yalnız benim yoluma çıkarsa işin olacağını bildi. Gökçin elinin tersiyle itiverirdi kadını. Ben itemedim; oysa ellerimiz, dış görünüşüyle birbirine çok benziyor. Nasıl anladı kadın? Ama yanında somurtup oturacağımı anlamadı; işte orada yanıldı. Benimle bir yerde, yanılıyor kişi; bu yeri ben de bilemiyorum. En iyisi, düzeni değiştirmek için uğraşmak.