Duvarın bir yüzünü dolduran bu kitaplık çocukluk hayalinin gerçeğe dönüştüğünün simgesiydi. Kitapların büyülü dünyasına adım attığı ilkokul zamanlarında dört bir yanı kitaplıkla çevrili bir odaya sahip olmak istemiş ve ısrarlarıyla babasını usandırmıştı.
Kitap okumak ve kahve yapmak birçok yönden benziyordu; herkes kolayca başlayabilir, üzerine yoğunlaştıkça kapılıp gidebilir, bir kez kapılınca kolay kolay uzaklaşamaz ve gittikçe daha fazla incelik göstermek gerekirdi. Yani okumanın ve kahvenin kalitesini belirleyen şey, ince nüansları anlamaktan geçiyordu. Özünde okuyucular ve Baristalar, kitap okuma ve kahve hazırlamanın kendi halinden keyif alıyordu.
Bir keresinde, roman karakterlerinin hepsi biraz uyumsuz kimselerdir, o yüzden yaşamın içinden, sıradan insanları temsil ederler demiştin ya. Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor. Hepimiz öyleyiz. Yaralayarak yaşıyoruz.