...ben yıpranmış bir elbise gibiyim; nedeni de ne iklim, ne de iş yorgunluğu. On iki yıldır içimdeki ateş, yakacak hiçbir şey bulamayınca kapalı kaldı, kendi zindanını yaktı ve söndü. On iki yıl geçti, sevgili Andrey; artık bu uykudan uyanmak isteğini bile duymaz oldum.
İnsan, yalnız karımla yaşarım der ama bu laftır. Çok geçmeden türlü türlü kadınlar eve dolar. Kimdir bu kadınlar? Akraba desen değil, dadı desen değil; evde oturmasalar bile her gün yemek yemeye, kahve içmeye gelirler...İnsan böyle bir oteli üç yüz köylü ile nasıl geçindirir?
orta halli bir yol seçmek ve orada derin bir iz bırakarak yürümek; işlerine gelmez; çünkü böylesi can sıkar, göze çarpmaz; çok şey bilmek o zaman işe yaramaz, gösterişe yer kalmaz.