Acı Bilgi
Ve aşk bizi doğuran annemizdir. Ve şiir tek kalemizdir bizim Her şey bu dünyada olur. Ve bir gün mezarlarda yalnız yatarız.
Sayfa 131 - 1998Kitabı okuyor
Görüyorsunuz ya bilgi yardım etmiyor, bu neredeyse bir olgu, seçkin meslektaşımın sandığı gibi değil yani, hatta pek mutlu da etmiyor, hatta bilakis zayıf noktalarını bilmeyenlerin kendilerini bilenlerden daha iyi hissettiklerine inanıyorum! Zayıf noktalarını asla öğrenmemeleri daha iyidir.
Reklam
"Bilgi ile hikmetin, malumat ile irfanın ayrımına vardım ve geri kalan hayatımı asla bilgiçlik taslayarak yaşamadım."
180 syf.
·
Puan vermedi
·
4 günde okudu
Selammm Canımlar Benim için okuması epey zorlu bir kitap oldu ne yazık ki. Ama sorun tamamen bende çünkü Türk klasiklerine karşı inanılmaz bir önyargım vardı, doğal olarak bu da okumamı birazcık uzattı. Ki, arkadaşlarım okursun gazlaması yapmasalardı okuyamayacağımı çok iyi biliyorum. Ama çok şükür ki okudum bitti. Kitabın konusuna gelirsek; Felatun Bey ve Rakım Efendi yakın semtlerde oturan birbirleri ile tanışıklığı bulunan iki ana karakterimiz. Felatun Bey, babasından gelen bir zenginlikle gününü gün eden, kendini büyük gören, batıya karşı inanılmaz özentisi olan karakterimiz. ( Deli etti beni ya adam bildiğiniz boş teneke, gösterişten ibaret) Rakım Efendi ise yıllarca okumuş, dil öğrenmiş, kibar, dişini tırnağına takip deli gibi çalışıp milletin saygınlığını kazanan bir diğer karakterimiz. Bu ikili belli yerlerde denk gelirler ve Felatun' un küçük görmeleri, Rakım' ın alçakgönüllüğü ile üstü kapalı da olsa muhabbetleri olur. Çoğunlukla Rakım Efendi ' nin üzerine yoğunlaşılmıştı kitapta. İnsanlara karşı olan üslubu, çalışkanlığı, efendiliği, kadınlara olan saygısı ve bilgi açlığı göz dolduruyor. Kitabı, yazarın ağzından okuyoruz. Bazı yerlerde öyle soru cümleleri yöneltilmiş ki okuyucuya, sanki gerçekten yazar karşınızda size bu soruyu yöneltmiş hissi uyandırıyordu. Kitabı okurken, mekanlar, diyaloglar, Eski İstanbul semtleri, gazeller inanılmaz bir tat bırakıyor ağzınızda. Zor ama farklı bir okuma keyfi oldu benim için. İlgisini çekenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Felâtun Bey ile Râkım Efendi
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201822,2bin okunma
O kişi...
Hayalet'i ele geçirdiklerinde Hades'e ulaşmaları da imkan dahilinde olacaktı. Sonrasında Hades'in gerçekleştirdiği suikastlerin arkasındakiler hakkında da bilgi edinebilecek ve bunları koz olarak ellerinde tutabilecekleri gibi en iyi tetikçiye sahip olanlar da yalnızca kendileri olacaktı. Tabii o tetik ters tepmeyip önce onları vurmazsa. Azraille arasını kesinlikle iyi tutması gerekiyordu. Aksi halde topun ağzına gidecek ilk kişinin kendisi olacağına hayatı üzerine bahse girebilirdi. Ki zaten kurtarmaya çalıştığı şey de kendi hayatıydı.
Sayfa 157 - TheseusKitabı okuyor
Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdügün bir hücredir.
Reklam
Bilgi sahibi olmadığımız her konuda fikir sahibiyiz çok şükür.
224 syf.
·
Puan vermedi
·
5 günde okudu
Dirilt Kalbini
Kitap, ismi ile müsemma. “Dirilt kalbini” Hayatımızda var olan duyguların, edindiğimiz bilgilerin eğer devamlılığı, tekrarı ve yenileri olmazsa bir süre sonra unutulduğunu, öldüğünü, yok olduğunu düşünüp suçluluk veya gerilemiş veyahutta ikisini birden hissediyoruz. Hele ki konu dinimiz olunca vicdan azabımız daha büyük olabiliyor. Bu kitap bazı şeyleri hatırlatıyor, yeni bilgi ve bakış açıları kazandırıyor. Özetle insanı şöyle bir silkeleyip kendine getiriyor. Hemde bunu muhteşem bir üslup ile yapıyor. Kendini tazelemek isteyen veya islâmi anlamda araştırma yapan okurlara bu kitap tavsiyemdir.
Dirilt Kalbini
Dirilt KalbiniNouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 20179,9bin okunma
Her kitabın her sayfası, bilgi alemine açılan ufacık bir delik gibiydi. Açlığı okudukça yatışıyor ve artıyordu.
Kalem üzerine'
Kalem, en yalın tanımıyla iz bırakan bir nesne. Kendine diyecek veya başkalarına aktaracak bir sözü olanların parmaklarına yakışacak bir nesne. Bilginin kaynağı, taşıyıcısı ve aktarıcısı; Sıradan bir kayıt aracı… Kalem, tarihi boyunca, iz bırakmada kullanılan malzemeye göre çeşitli türleri üretildi. Kavram olarak temelde aynı kalsa da, sembol
Reklam
sen müslümansan Resûlullah Efendimiz’in hadîs-i şerifini okuyacaksın. Okumak yeter mi? Yetmez. Çünkü okuyan insan sadece bilgi sahibi olur, İslâmî bilgiler, bildiği güzel şeyleri uygulamak içindir. Güzel ahlâkı öğrenecek, uygulayacak. Güzel ibadetleri öğrenecek, uygulayacak. Allah’ın emirlerini, Peygamber Efendimiz’in izahıyla daha derinden anlayacak. Allah’a daha güzel kulluk yapacak. Hâlis muhlis, tertemiz, pırıl pırıl, melek gibi, meleklerden üstün insan olmaya çalışacak. Faydalı insan olacak. Herkese iyiliği dokunan insan olacak. Arkasında hayır hasenât bırakan mübarek bir insan olacak. Dualarla anılan, yâd edilen, sevilen insan olacak. Kuru bilgi yetmiyor. Bilgiyi uygulamaya geçirip insanın kâmil insan olması lazım. Olgun insan olacak, herkes onu sevecek.
* Bu çağda cehalet bir seçimdir! * Bilgi tüketilemiyordu, oysa bugün değerli olan şeyin yok edilene dek tüketilmesi gerekiyordu. * Söz; öyle büyük bir güçtür ki küçücük, görünmez gövdesiyle korkuyu dindirmek, acıyı yok etmek, neşeyi artırmak, merhamet uyandırmak gibi büyük işler başarır.
Proleterya sırf Marx’ın hayran kaldığı ekonomik güçlerin işlemesi sonucu, onun gösterdiği tarihsel görevi sırtından attı. Marx’ın yanılgısı hoş görülebilir; çünkü yönetici sınıfların alçalışı karşısında, uygarlığın üzerine titreyen bir insan, boşluğu dolduracak seçkinler arar kendiliğinden. Ama bu gereklilik tek başına yaratıcı değildir. Devrimci burjuvazi 1789’da iktidarı aldıysa, ona önceden sahip olduğu için aldı. Jules Monnerot’nun dediği gibi, bu çağda hukuk olayların gerisinde kalmıştı. Gerçek, burjuvazinin yönetim noktalarını ve yeni gücü, yani parayı, önceden elinde bulundurduğuydu. Düşkünlüğü ile umutlarından başka hiçbir şey bulunmayan, burjuvazi de bu düşkünlük içinde tuttuğu proletarya için durum böyle değildir. Burjuva sınıfı bir üretim, bir maddesel güç çılgınlığı ile alçaldı; bu çılgınlığın örgütlenmesi bile seçkin kişiler yaratamazdı. Buna karşılık, bu örgütün eleştirisi ve başkaldırmış bilincin gelişmesi, boşluğu dolduracak bir seçkin tabaka oluşturabilirdi. Yalnız devrimci sendikacılık, Pelloutier ve Sorel ile bu yola yöneldi, meslek eğitimi bilgi yoluyla, onursuz dünyanın gerektirdiği, gerektirmekte olduğu yeni kadroları yaratmak istedi. Ama bir günde olacak iş değildi bu, yeni efendiler de şimdiden almışlardı yerlerini, beklemeden, bir an önce, milyonlarca insanın korkunç açısından hafifletmekten çok, uzak bir mutluluk için mutsuzluğu kullanmak istiyorlardı.
Kārûn, “Bu serveti sahip olduğum bilgi sayesinde elde ettim” diye karşılık verdi. Bilmiyor muydu ki Allah ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve daha çok servet biriktirmiş kimseleri helâk etmişti. Ama suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz! ﴾78﴿ Kārûn gösterişli bir şekilde kavminin karşısına çıkardı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Keşke Kārûn’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi! Doğrusu o çok şanslı!” derlerdi. ﴾79﴿ Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle derlerdi: “Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlar için Allah’ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.” ﴾80﴿ Sonunda biz onu ve evini barkını yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı ona yardım edecek adamları olmadığı gibi, kendi kendini kurtarabilecek durumda da değildi. ﴾81﴿ Daha dün Karun’un yerinde olmayı isteyenler bu defa, “Yazıklar olsun bize! Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol, dilediğine de ölçülü veriyormuş. Allah bize lutufta bulunmuş olmasaydı, bizi de mutlaka yerin dibine geçirmişti. Vah ki vah! Demek inkârcılar iflâh olmazmış!” der oldular. ﴾82﴿ Kassas Suresi
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.