Lise yıllarımda okul kütüphanesine çok sık giderdim. Zaten öyle çok büyük, görkemli bir kütüphane değildi. Bu yüzden rafların arasında acele etmeden, tek tek dolaşır; kitapları uzun uzun incelerdim.
Bir gün, raflardaki kitapların arasında aynı eserden yan yana dizilmiş çok sayıda nüsha gördüm. Merak edip elime aldım ve yazarın özgeçmişini okumaya başladım. Okuduklarım beni derinden sarstı: Şiirlerin yazarı, tıpkı benim gibi o okulda okumuş bir öğrenciydi. Ne yazık ki amansız bir kas hastalığına yakalanmış ve henüz 17 yaşındayken bu hayata veda etmişti. Okul yönetimi de onun anısını yaşatmak için geride bıraktığı şiirleri bir araya getirip kitaplaştırmıştı.
Onunla aynı koridorlarda yürümüş, aynı havayı solumuş olma fikri beni o kadar derinden etkiledi ki, o kitaptan bir örneği hayatım boyunca saklamak istedim. Bu yüzden kütüphane görevlisinden rica edip bir nüshasını yanıma aldım. Düşünsenize; bir zamanlar sizinle aynı sıralarda oturan, aynı duvarlara bakan bir insan, henüz yolun çok başındayken göçüp gitmişti bu dünyadan...
Bugün o kitap yeniden aklıma düştü. Bu şiirler sadece benim rafımda gizli kalmasın, sayfaların arasında unutulmasın istedim. Satırlar size biraz hüzünlü, biraz depresif gelebilir; ama unutmayın ki bunlar, 17 yaşında amansız bir hastalıkla mücadele eden bir çocuğun kalbinden dökülen sözler.
Siz de bu şiirleri okuyun, hissedin ve bilin istedim: Bu dünyadan bir Hasan Erkan geçmiş.
Lise yıllarımda okul kütüphanesine çok sık giderdim. Zaten öyle çok büyük, görkemli bir kütüphane değildi. Bu yüzden rafların arasında acele etmeden, tek tek dolaşır; kitapları uzun uzun incelerdim.
Bir gün, raflardaki kitapların arasında aynı eserden yan yana dizilmiş çok sayıda nüsha gördüm. Merak edip elime aldım ve yazarın özgeçmişini okumaya başladım. Okuduklarım beni derinden sarstı: Şiirlerin yazarı, tıpkı benim gibi o okulda okumuş bir öğrenciydi. Ne yazık ki amansız bir kas hastalığına yakalanmış ve henüz 17 yaşındayken bu hayata veda etmişti. Okul yönetimi de onun anısını yaşatmak için geride bıraktığı şiirleri bir araya getirip kitaplaştırmıştı.
Onunla aynı koridorlarda yürümüş, aynı havayı solumuş olma fikri beni o kadar derinden etkiledi ki, o kitaptan bir örneği hayatım boyunca saklamak istedim. Bu yüzden kütüphane görevlisinden rica edip bir nüshasını yanıma aldım. Düşünsenize; bir zamanlar sizinle aynı sıralarda oturan, aynı duvarlara bakan bir insan, henüz yolun çok başındayken göçüp gitmişti bu dünyadan...
Bugün o kitap yeniden aklıma düştü. Bu şiirler sadece benim rafımda gizli kalmasın, sayfaların arasında unutulmasın istedim. Satırlar size biraz hüzünlü, biraz depresif gelebilir; ama unutmayın ki bunlar, 17 yaşında amansız bir hastalıkla mücadele eden bir çocuğun kalbinden dökülen sözler.
Siz de bu şiirleri okuyun, hissedin ve bilin istedim: Bu dünyadan bir Hasan Erkan geçmiş.
Lise yıllarımda okul kütüphanesine çok sık giderdim. Zaten öyle çok büyük, görkemli bir kütüphane değildi. Bu yüzden rafların arasında acele etmeden, tek tek dolaşır; kitapları uzun uzun incelerdim.
Bir gün, raflardaki kitapların arasında aynı eserden yan yana dizilmiş çok sayıda nüsha gördüm. Merak edip elime aldım ve yazarın özgeçmişini okumaya başladım. Okuduklarım beni derinden sarstı: Şiirlerin yazarı, tıpkı benim gibi o okulda okumuş bir öğrenciydi. Ne yazık ki amansız bir kas hastalığına yakalanmış ve henüz 17 yaşındayken bu hayata veda etmişti. Okul yönetimi de onun anısını yaşatmak için geride bıraktığı şiirleri bir araya getirip kitaplaştırmıştı.
Onunla aynı koridorlarda yürümüş, aynı havayı solumuş olma fikri beni o kadar derinden etkiledi ki, o kitaptan bir örneği hayatım boyunca saklamak istedim. Bu yüzden kütüphane görevlisinden rica edip bir nüshasını yanıma aldım. Düşünsenize; bir zamanlar sizinle aynı sıralarda oturan, aynı duvarlara bakan bir insan, henüz yolun çok başındayken göçüp gitmişti bu dünyadan...
Bugün o kitap yeniden aklıma düştü. Bu şiirler sadece benim rafımda gizli kalmasın, sayfaların arasında unutulmasın istedim. Satırlar size biraz hüzünlü, biraz depresif gelebilir; ama unutmayın ki bunlar, 17 yaşında amansız bir hastalıkla mücadele eden bir çocuğun kalbinden dökülen sözler.
Siz de bu şiirleri okuyun, hissedin ve bilin istedim: Bu dünyadan bir Hasan Erkan geçmiş.
Eklenen resim sayısı sınırlı olduğu için birkaç ileti de paylaşacağım.
Lise yıllarımda okul kütüphanesine çok sık giderdim. Zaten öyle çok büyük, görkemli bir kütüphane değildi. Bu yüzden rafların arasında acele etmeden, tek tek dolaşır; kitapları uzun uzun incelerdim.
Bir gün, raflardaki kitapların arasında aynı eserden yan yana dizilmiş çok sayıda nüsha gördüm. Merak edip elime aldım ve yazarın özgeçmişini okumaya başladım. Okuduklarım beni derinden sarstı: Şiirlerin yazarı, tıpkı benim gibi o okulda okumuş bir öğrenciydi. Ne yazık ki amansız bir kas hastalığına yakalanmış ve henüz 17 yaşındayken bu hayata veda etmişti. Okul yönetimi de onun anısını yaşatmak için geride bıraktığı şiirleri bir araya getirip kitaplaştırmıştı.
Onunla aynı koridorlarda yürümüş, aynı havayı solumuş olma fikri beni o kadar derinden etkiledi ki, o kitaptan bir örneği hayatım boyunca saklamak istedim. Bu yüzden kütüphane görevlisinden rica edip bir nüshasını yanıma aldım. Düşünsenize; bir zamanlar sizinle aynı sıralarda oturan, aynı duvarlara bakan bir insan, henüz yolun çok başındayken göçüp gitmişti bu dünyadan...
Bugün o kitap yeniden aklıma düştü. Bu şiirler sadece benim rafımda gizli kalmasın, sayfaların arasında unutulmasın istedim. Satırlar size biraz hüzünlü, biraz depresif gelebilir; ama unutmayın ki bunlar, 17 yaşında amansız bir hastalıkla mücadele eden bir çocuğun kalbinden dökülen sözler.
Siz de bu şiirleri okuyun, hissedin ve bilin istedim: Bu dünyadan bir Hasan Erkan geçmiş.
Eklenebilecek resim sayısı sınırlı olduğu için bir kaç iletide toparlayabileceğim.