Beni kitaplara bağlayan ilk kişi olmuştu namıdiğer Chinaski. Onun gibi bir adam yazar olmayı değil de 'tesisatçı' olmayı seçseydi sanırım kitap okuma alışkanlığım bu düzeyde olmazdı.
Yazım tarzı, cümle kuruş şekli, 'gerçekliği' ve ona has mizahı ile yine klasik bir Bukowski eseri. Hollywood, Barfly filminin çekim aşamasını anlatıyor.
Bayıldımmmm yer altı edebiyatının en iyi örneklerinden bukowski'nin seneryosunu yazdığı bir filmin cekim ve vizyona girmesi sürecini anlattığı güzel gerçekten güzel bir kitap dili anlatimi sadelegi bosvermisligi çevirisi ben çok keyif aldım uzun zamandır beni bu kadar saran bir eser olmamıştı
Gerçekten farklı bir kalem ve yazar insana çok farklı bir his veriyor eğer böyle hayatın biraz karanlık temasını ve yer altı olup şatafatlı olmayan gerçek hayatları görmek istiyorsanız bu yazarı öneririm. Kitap ise yazarın yaşlılık zamanlarını anlatıp biraz daha meşhur olduğu zamanları anlatan bir kitaptır.
Barfly filminin çekim öyküsü. Ben bukowski ye her zaman bayılırım. Özellikle bu eserde onun ilerleyen yaşlarındaki halini bir başka sevdim. Bir kitap karakterini kendimle hiç bu kadar bağdaştırmamıştım.
Kısa ve öz cümleleri, akıcı anlatımı ve belli belirsiz betimlemeleriyle Barfly filminin çekimini, çekime kadar ve çekim esnasında yaşanan sefalet ve ruhi sıkılmayı anlatan hoş bir Bukowski eseri. Henry Chinaski*
Charles Bukowski'nin Bar Fly isimli filmin senaryosunu yazması, film çekilinceye kadar yaşananlar, filmden sahneler, yıldızların yaptığı şeylerin anlatıldığı kitap.
Barfly filminin öncesi, çekim anları ve sonrasında yaşanan Hollywood anıları. Yazarımız kendi dahil tüm kahramanların adını değiştirmiş, zaten o bizim için Bukowski olduğu kadar chinaski de olduğu için onun ismine aşinayız.
Kitapta yapımcıdan başrole, yönetmenden yardımcı rollere kadar bir çok kişiden kalemine sakınmadan bahsetmiş yazar. Çok keyifle okunan bir roman olmuş.
Kitabı bitirir bitirmez Barfly filmini de izledim. Kitap kadar keyifli olmasa da, kitapta anlatılan sahneler gelince film de keyifli hale geldi benim için.
Bukowski, hayatı boyunca alkolle ve at yarışı ile yaşamış, garip bir adam, dünyaya çok önem vermemiş ve yazdıklarında da bunu hissettiriyor.
Kitabı artık yaşlı bir adam olarak yazarken, gençliğini filmde görünce harika bir cümle kurmuş. Kitapta beni alan cümle. Gençlik, orospu çocuğu, nerdesin?
Gençlik nasıl ki kayıp gidiyorsa, yazarlarda öyle bir bir eksiliyorlar. Ama yazdıkları ilk defa okuyanlar için hep yeni kalıyor.
Onca sefalet yaşadıktan sonra eline para geçen bukowski'nin dilinde bir yumuşama söz konusu. Barfly filmi'nin senaryosunu yazışı filmin çekilmesi ve yayınlanması arasında geçen süreci kendisine has üslubuyla anlatmış.
Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 - 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir.
Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski'nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır.
I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'ataşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Genelde sessiz bir çocuk olan ve bu özelliğiyle dikkat çeken Bukowski, bazen çıldırış noktasına geliyor kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlkokul yıllarından itibaren korkusuz olan Bukowski, kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu.
Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski'nin yazıları hep geri gönderilmiştir.
Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü ABD'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlık ile boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını Factotum isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığıydı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefleyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günü birlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa etkiliyor onların evlerinde yaşamaya başlıyor ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu ki 1969'da da bunu, aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilecek kısmını da hipodromlarda geçirmiş ve bundan yazılarında sık sık söz etmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre ABD Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeye devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmadan Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda King ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler.
Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken omurilikten yayılan lösemi sebebiyle San Pedro, Kaliforniya'da öldü.
Bu tip bir hayat yaşadığı için birçok kez tutuklanmış, dayak yemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş, Türkiye'de ise ilk kez Sokak dergisi'nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır.