Dışarda kuvvetli güneş bembeyaz karları gıcır gıcır parlatıyordu. Bir ara ufacık bir serçe kuşu bir an Kaptan'ın penceresine kondu ,içeriye doğru bir şeyler bıcırdadı bıcırdadı... Sonra şaşkın,ürkek ,aşağıya baktı. Aşağıda ta aşağıda ,dipte, karlar üzerinde gördüğü bir taneye doğru kendini bıraktı
"....ama imkân olsaydı da (ki insan tabiatı için bu asla mümkün değildir) herkes, hepimiz, benliğimizin en gizli köşelerini olduğu gibi açığa vurabilseydik; başkalarına, hatta en yakın dostlarımıza, sırası gelince kendimize bile itiraf etmekten çekindiğimiz ne varsa, hepsini korkmadan ortaya dökebilseydik, dünyayı saracak pis kokudan hepimiz boğulurduk. Parantez içinde söyleyeyim, toplumu düzenleyen yasalar, görgü kuralları bu bakımdan iyidir zaten. Derin bir fikir gizlidir bunlarda; ahlaki olduğu iddia edilemeyecek ama, koruyucu, bize rahatlık sağlayan bir fikir. Bu da azımsanmamalı, çünkü ahlak da rahatlıktan başka bir şey değildir, yani rahatımız için icat edilmiştir. …Son olarak şunu söyleyeyim: Kusurlarımı, ahlaksızlığımı, sefihliğimi başıma kakıyorsunuz; oysa bütün suçum başkalarından daha içten olmam, o kadar. Demin de dediğim gibi, başkalarının kendilerinden bile sakladığı gerçekleri ben açıkça ortaya döküyorum.”
.....Hatırlar mısın, Çıngıraklar , karlı yol..."Meşeden masa üstünde semaverim kaynıyor..."
Hani beraber okurduk:
"Tipi yatıştı ,yol aydınlandı.
Gece binlerce donuk gözden bakıyor."