Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak
Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar çatsaydı beni Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım Diri-gergin kasları konuşsaydım “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ” “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor...” Yazık, şairler kadar cesur değilim Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı Öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım Bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında Çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların İnanmazdım dosyalara sığacağına Gittikçe ışıldardım dükkânlar kararırken Hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı. Benim adım bilinen cevapların üstüne mühürlenmiş Ellerim tütsülenmiş Evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında Dirgenler, bakraçlar, tornavidalar Bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar
Şiir
Okuma eyleminin insan muhayyelesini, düşünme ve kendi başına karar verme yetilerini geliştirdiği bilinen bir gerçektir. Öte yandan, hayal gücü kıt, düşünme ve karar verme yeteneği zayıf kişilerden oluşmuş bir toplumun ilerleyemeyeceği, bir koyun sürüsü kadar kolay yönetileceği de bir başka gerçektir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günlük 570
24.06.2026 Uzun zamandır yazmayı bırakmanın acısını çıkarırcasına kanattım elimi. Yazarken öylesine sıkmışım işte kalemi. İnan bana arkadaşım; Biliyordum. Hissediyordum. Ne sözleri birbirine uyuyordu ne davranışları. Seven sevdiğine kullanmaz o kelimeleri. Ben sevmediğime dâhi kullanmamıştım bir kez olsun o zehirleri. İşte günlük yazmayı bırakmamın nedenini anlatacağım dinle beni... Rüznâme-i senin içün ettim ihtitâm Ki lâyık idün yevm-i külliyanıma sen Lâkin cefâpîşem etti ruhunu feverân Anladım ki bâid-i sevdâ istersin sen Cünha saymazım çün göynüm virân Uzletimden kopardın meni zorla sen Aysarı değildir hasletim ki ne bu hüsran İnhisara müddeî hem rind-meşrepsin sen Her bir kelimede saklı olan hikaye sen. Çöz şimdi tüm bulmacayı, değil hiçbir tanıdığın ben. Hallerimi değişken buldun, her sözüm seni tartmak üzerineyken. Hani sevdiğin tüm şiirlerimden ettim ferâgât, sırf istedin diye sen. Yorgunluğum ve solgunluğum, haklılığıma kırgınlığımdan aslen. Her vakâyı hisseden benken saygımdan sustum, geldim bilmezden. Hata benim bilirim, tüm tecrübemi ve ihtiyatımı bıraktım elden. Suçlamam o kartalı yalnız uçmayı sevdiğinden... Bilinen bir hikayenin bilinen bir sonunda buldum yine kendimi. Bir zamanların meşhur beyiti sardı çevremi.
Hestia Heykeli heykel, Manisa'daki Aigai Antik Kenti'nde bulunan ve şu anda Manisa Müzesi'nde sergilenen Hestia Heykeli'dir Heykel, Helenistik Dönem'den günümüze ulaşan, bilinen tek tam Hestia heykeli olma özelliğini taşır. Yaklaşık 2.70 metre yüksekliğindeki eser, 2004 yılında Aigai meclis binasının (Bouleuterion) enkazında bulunmuştur. Evlerin ve kentlerin koruyucusu tanrıça Hestia'yı betimleyen bu heykel, 2000 yıldan daha eskidir.
Vibia Sabina'nın Hayat Boyu Heykeli (İmparator Hadrian'ın Karısı) Vibia Sabina Roma İmparatoru Hadrianus'un eşi ve imparatoriçesidir (117-138). Hadrian'ın ikinci dereceden kuzeni olan Sabina, Trajan'ın yeğeninin kızıdır ve evlilikleri siyasi/dinamik nedenlerle (Plotina'nın isteğiyle) M.S. 100 yılında gerçekleşmiştir. Heykel: En bilinen hayat boyu (life-size) mermer heykeli, Hadrian'ın Tivoli'deki Villa Adriana'sında bulunmuştur. 2. yüzyıla tarihlenir, Sabina'yı ayakta, klasik Roma imparatoriçe kıyafetiyle (zarif drapeli elbise) idealize edilmiş genç ve asil bir ifadeyle gösterir. Heykel, dönemin heykel sanatının zarafetini yansıtır ve genellikle Hadrian heykelleriyle birlikte sergilenmiştir. Sabina, Hadrian'la evliliği boyunca resmi görevler üstlendi ancak evlilikleri mutsuz olarak bilinir (Hadrian'ın ilgisi başkalarındaydı). Ölümünden sonra Hadrian tarafından tanrılaştırıldı (Diva Sabina). Heykel bugün çeşitli müzelerde (örneğin Villa Adriana buluntuları) görülebilir. Bu heykel, Roma İmparatorluk sanatında imparatoriçelerin resmi portreciliğinin tipik bir örneğidir.
Hagia Triada lahti Bu görsel, Girit'teki Hagia Triada arkeolojik alanında bulunan ve Minoan medeniyetine ait olan ünlü lahtin bir parçasını göstermektedir. Fresk, BC 1370-1320 yılları arasına tarihlenmekte olup, ayin ve sunu sahnelerini tasvir eden bir geçit törenini resmetmektedir. Görselde, su kovaları taşıyan kadınlar ve lir çalan bir müzisyen yer almaktadır; bu lirin bilinen en eski lir tasvirlerinden biri olduğu söylenmektedir. Eser şu anda Yunanistan'daki Kandiye Arkeoloji Müzesi'nde (Heraklion Archaeological Museum) sergilenmektedir.