Dün dünde kaldı bugün yeni bir bilmece Medine Serçe G. Y. M. S.
Kimin evindesin Unutuldun mu sen de sinsice Çözüm sende canım Zor mu geldi bu sonsuz bilmece #haykocepkin
Müzik Sözü
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Aslında varlık bir bilmece görürsen ... Görmek istemeyenlerin kahkahalarına, Anlamayanların mimiklerine, Arada kalanların soğukluklarına karışmış sessiz bir ihlal... Ve öyle bir mana var ki; öylesine verimli, öylesine derindir ki, bütün aşkları ya da ışıkları kendine hayran bırakır aslında. Bu kaos zor, bilirim... Ama anla; Geride kalmak mühim değil. Kimsenin daha ileri gidemeyeceğine delilsin. Hayat öyle bir filmdir ki; Oynarsın ama sonunu bilirsin işte . Kimsede ahın kalmasın ahtın da; Rahatla ve affet. Bir sonraki seviyede herkes, kendi parmaklarının arasında kalacaktır. Kendi kafesinde uyuyacaktır. Karanlık bile yolunu bulacaktır. ve yine kendi kendine uyanacaktır. Belki de... anlayacaktır. Ama anlatmayacaktır hiç . O_o
Bazı insanlar sevgiyi bir yakınlık değil, çözülmesi gereken bir bilmece gibi yaşatır. Ne kadar açık konuşsanız da eksik kalır, ne kadar iyi niyet gösterseniz de başka anlamlara çekilir. Bir süre sonra insan, anlatacak söz bulamadığı için değil; anlaşılmayacağını bildiği için susar..
Duygu ve Düşünce
Kendi İçindeki Cennet ve Cehennem
Ak sakalı göğsüne dökülen, yüzündeki her çizgi seccade başında geçen gecelerin uykusuzluğunu fısıldayan altmış yaşındaki Korkut Ali, mahallenin sessiz bir köşesinde kendi içine dönük yaşardı. Onun dünyası, ahşap rahlesinin üzerinde açık duran Kur’an-ı Kerim’in sayfaları arasındaydı. Ne zaman cehennem ateşini, o harlı ve azap dolu ayetleri okusa, yüreği bir yaprak gibi titrer, gözlerinden süzülen yaşlar sakalını ıslatırdı. Allah korkusu ve sevgisi, onun damarlarında dolaşan kan gibiydi. Bir gece, yüreğindeki o bitmek bilmeyen Mekke özlemiyle istihareye yattı. Gönlü sükunetle dolmuştu. Çok geçmedi; onun cami çıkışındaki o içli, vakur sohbetinden etkilenen mahallenin hayırseveri Lütfü Bey, bir gün elini öpüp ona umre müjdesini verdi. Korkut Ali, o an altmış yıllık gövdesini unuttu, adeta çocuk gibi sevindi. İçini kavuran özlem, kutsal topraklara yaklaştıkça daha da büyüdü. “Ah,” diyordu kendi kendine, “Kabe’nin gölgesinde yaşayan insanlar ne şanslı, ne güzel nasipli kullardır kim bilir...” Gel zaman git zaman, dualarla uğurlandı, uçak biletleri kesildi ve Korkut Ali o çok hayal ettiği kutsal topraklara ayak bastı. Oteline yerleştiğinde kalbi göğsüne sığmıyordu. Odasının kapısını kilitleyip resepsiyona inmek üzere koridora adım attı. Tam yan odanın önünden geçerken, kulaklarına anlam veremediği birtakım sesler çalındı. Adımlarını yavaşlattı, kulak kabarttı. İçinden, “Herhalde benim gibi yaşlı biridir, beytullahı görmenin heyecanıyla hıçkıra hıçkıra ağlıyordur” diye geçirirken, sesler aniden yükseldi. Bu sesler, bir çiftin mahrem anlarında çıkardığı, o kutsal iklime hiç yakışmayan seslerdi. Korkut Ali’nin yanakları utançtan alev alev yandı. Başını önüne eğip, adımlarını hızlandırarak oradan kaçtı. Ertesi gün, nihayet Kabe’nin o büyüleyici meydanındaydı. Gözleri yaşlı, tavaf
Duygu ve Düşünce
Bilemiyorum
Bazen.. Bir duvar.. Gülüşlerim.. Ardında.. Kendimi.. Gizlediğim.. Bazen se.. Bir.. Bilmece.. Yaşamak.. Us ile.. Çözemediğim.. Var olan.. Ne varsa.. Geçici ise.. Gerçek.. Denen ne.. Yoksa.. Aldandığımız.. Kandığımız.. Süslü.. Bir yalan.. Bir oyun mu.. Tüm.. Her şey.. Önemli.. Sandıklarım.. Önemsiz.. Önemsiz.. Dediklerim..