Yemekler gibi hayatında tarifi var mı?
Sanırım yok. Eğer olsaydı bir yerde karşıma çıkardı. Sahi, çıkar mıydı? Çıksa bile ben onun farkında olur muydum?
Huzursuz olduğumda sorular biriktiriyorum zihnimde. Daha da karışıyor her şey. Mikser gibi çırpıp karıştırıyorum duygularımla düşüncelerimi. Aralarında kaybetmek istemediklerimi, çok sevdiğim porselen tabaklarda sunuyorum kendime. Sunuyorum da ne oluyor? Hiç! Geriye dönüp baktığımda hatalarımdan ders çıkarmam gerektiğini görüyorum. Bir ilişki iki kişi arasında yaşanıyorsa hatanın tek bir kişi üzerinde olmasını düşünmek asıl hata olur. Ne yazık ki bu yanılgıya bende düştüm. Hep karşımdakini suçladım.
Şimdi bir kaset gibi olanları başa sarıp o sıcak günlere dönmek istiyorum. Yüreğimdeki buz dağı erisin, suları ruhumdaki kurak toprağa can versin. Çok mu şey istiyorum?
- "İyileştim mi?"
- "Hayır. Siz farklı bir insansınız, ama herkes gibi olmak istiyorsunuz. Bu da, bana kalırsa, ciddi bir hastalıktır."
- " Farklı olmayı istemek bir hastalık mı?"
- " Evet kendinizi herkes gibi olmaya zorlarsanız, öyle.
Nevrozlara, psikozlara, paranoya yol açar. Doğayı çarpıtmaktır bu, Tanrı'nın yasalarına karşı gelmektir;
Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında tek bir yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz, onun için de Villete'te kalmayı yeğlediniz, çünkü burada herkes farklı ve siz kendinizi herkes kadar normal görüyorsunuz. Dediklerimi anlıyor musunuz?
Mary başını olumlu anlamda salladı.
- "İnsanlar doğaya aykırı davranıyorlar, çünkü farklı olmaya cesaret edemiyorlar."