Sema

Zedka
  Bir akşam, büyük Sloven şair Preseren'in heykelinin önünden geçerken, onun hayatını aklından geçirdi. Şair otuz dört yaşındayken bir gün kilisede yeniyetme bir kız görüyor. Julia Primic adındaki bu gencecik kıza derin bir tutkuyla aşık oluyor. Eski çağ trubadurları gibi bu kıza şiirler yazmaya koyuluyor, onunla evlenme hayalleri kuruyor.   Meğer Julia üst düzey bir ailenin kızıymış, şair -kilisedeki o rastlantıdan sonra- bir saha kıza yaklaşamıyor. Ama o kısacık rastlaşma en güzel şiirlerinin esin kaynağı oluyor ve adının çevresinde bir efsane oluşturuyor. Lyubliyana'daki küçük meydanda bulunan heykelin dümdüz belirli bir noktaya baktığını görürsünüz, o bakışı izlerseniz meydanın öte yanındaki binalardan birinin taş duvarına oyulmuş bir kadın yüzü farkedersiniz. İşte orası Julia'nın yaşamış olduğu evdir. Preseren ölümünden sonra bile, sonsuza kadar, İmkansız Aşk'ına bakmayı sürdürecektir.
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
^ "Biraz yalnız yürümek istiyorum," dedi Zedka'ya. Ne de olsa 'deli'ydi ve kimseyi hoşnut etmek zorunda değildi.
1000Kitap
" Veda etmek. Aslında işin en zor yanı buydu: insan bir kez akıl hastanesine girdi mi, delilik dünyasında var olan özgürlüğe alışıyor, hatta ona bağımlı hale geliyordu. "
1000Kitap
Hep bir şeyleri beklemekle geçiyor ömrümüz
"Tüm ömrünü bir şeyler bekleyerek geçirmişti zaten; babasının işten eve dönmesini beklemek, sevgiliden gelecek ama hiç gelmeyen mektubu, yıl sonu sınavlarını, treni, otobüsü, telefonu, tatilleri, tatillerin sonunu beklemek, hep beklemek. Şimdi de, kendisiyle önceden randevulaşmış olan ölümü beklemek zorundaydı."
1000Kitap
Karşılıklı kapıları olan bir odadayız sanki; ellerimiz kapı tokmaklarında, karşıkinin bir göz kırpışı berikini kaçırmaya yetiyor; hele bir söz edecek olsa öteki, kapısını kapamış gözden yok olmuştur, biliyorum.  Açacak kapıyı gene elbet; bu öyle bir oda ki bırakılamaz belki de. Biri ötekine benzemese bu kadar,  rahat olsa, ötekine bakmıyormuş gibi davransa... odayı düzene sokacak yavaş yavaş, herhangi bir odaymış gibi; ama hayır, o da kendi kapısının önünde öteki gibi davranıyor... Kimi vakit ikisi de kapının ardına kaçmışlar ve bu güzel oda bomboş kalıyor.
1000Kitap