“Bedenin unsurlarına ayrışarak doğada başka bir şekilde dirilmesi gerektiğinde, ki buna õlmek diyoruz, bu başkalaşım ânı geldiğinde, çok uzun bir süre ya da bir gün yaşamış olmak arasında hiçbir fark yoktur. Bizimkinden bin kat daha uzun süre yaşanan ülkelerde bulundum ve hâlâ insanların söylendiğini gördüm ama her yerde kendi sıralarını savmayı ve doğanın yaratıcısına teşekkür etmeyi bilen sağduyu sahibi insanlar da var.“
"Ona ne şüphe," dedi Micromégas, "bizim gezegende yaklaşık olarak bin duyuya sahibiz ve yine de çok önemsiz olduğumuza işaret eden ve bizden daha mükemmel varlıklar olduğunu gösteren bilmem hangi belirsiz arzu ve endişe içindeyiz. Biraz seyahat etmişliğim var. Bizden çok altta ölümlüler ya da çok üstte olan varlıklar gördüm ama asla gerçek ihtiyaçları dışında hiç bir arzusu olmayanı ve tatmin dışında başka bir ihtiyacı olanı görmedim. Belki bir gün hiçbir şeyin yokluğunu hissetmediğim bir ülkeye varacağım, ancak şimdiye kadar kimse bana böylesi bir ülkenin varlığı hakkında bilgi vermedi."
"Sahip olduğu her şeyden bıktığını görmüyor musunuz?” dedi Martin, "Bir zamanlar Platon, en iyi mideler, yiyecekleri reddedenler değildir demiş.”
“Fakat her şeyi eleştirmenin, diğer insanların güzel olduğuna inandıkları şeylerdeki kusurları bulmanın zevki yok mu?" dedi Candide.
"Yani zevk almıyor olmaktan zevk almak mı?" dedi Martin.
“Dünyanın her yerinde güçsüzler, yanlarındayken sindikleri güçlülere karşı bir nefret besler ve güçlüler onlara etlerini ve yünlerini satabilecekleri bir koyun sürüsüy- müşçesine davranırlar. Avrupa'nın bir köşesinden diğerine kadar sert disiplin altında yönetilen bir milyon katil büyük bir disiplin içinde katledip saldırıp soyma mes- leğini icra ederek ekmeğini kazanıyor çünkü bu meslekten daha şereflisi yok, barış içinde olduğu düşünülen ve sanatın yeşerdiği şehirlerde insanlar felaketlerle karşı karşıya kalıp kuşatılmış bir şehirden daha beter bir kıskançlık, endişe ve huzursuzluk içinde, aç kurtlar gibi hareket ediyorlar. Saklı acılar, toplumsal sefaletten daha acımasızdır.“