“Çünkü herkesin, içeride veya dışarıda, zamanlı ya da zamansız, yavaş yavaş veya aniden, az yahut çok, dilediği veyahut dilemediği bir biçimde delirmeye hakkı vardı bu dünyada.”
“Bizi içeriye hapsetmişlerdi, harfleri de kağıda. Yazmak, konuşmanın susturulmuş, bir kağıt üzerine hapsedilmiş halinden başka neydi ki zaten. Biz bir gün bavulumuzu alıp dışarı çıkardık muhakkak ama harfler o ak kağıt üzerinde tutuklu kalmaya devam ederdi.”