Kur'an-ı Kerim'de verilen bu bilgilerden, sadece bu eşcinsellik fiilinin, Allah'ın gazâbını insanların üzerine çekmeye yetecek iğrenç bir günah olduğu anlaşılmaktadır. Bütün milletler bu iğrenç rezâleti işlemekten ve bu yüzden azâba çarptırılmaktan sakındırılmaktadır. Lût Kavmi ve başlarına gelen azâp zikredildikten sonra, bu azâbın, aynı çirkin fiili işleyen zâlimlere yakın olduğu haber verilmektedir.
"Azap emrimiz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretlenmiş kızgın taşları sağanak halinede yağdırdık. Bu azap zâlimlerden hiç bir zaman uzak olmayacaktır." (Hûd suresi, 11/82-83)
Lût kavminin, homoseksüellik yanında, diğer pek çok kötülüğü de zikredilmiştir. Ancak âyetlerde, onların helâkine sebep olan en iğrenç suçun, homoseksüellik olduğu vurgulanmıştır. Onların işlediği bu iğrenç fiil, tarih boyunca, en iğrenç ve en aşağılık suç olarak kabul edilmiştir. Buna rağmen, bu çirkin fiili, normal bir davranış biçimi; hatta bir ayrıcalık olarak kabul ederek o şekilde göstermeye çalışanlar olmuştur. Eski çağlarda bazı Yunan filozoflarının bu yaklaşımı, maalesef Modern dünyada Batı tarafından gene hortlatılmış ve ileri boyutlara götürülmüştür. Batılı ülkelerin bazlarında, bu iğrenç fiile yasal bir statü kazandırılması, bunun açık bir göstergesidir. Külltür emperyalizmine maruz kalmış halkı Müslüman ülkelerde bile, artık eşcinselliğin korkunç bir toplum suçu olmaktan çıkarılmış olması, bu vehâmeti hangi noktalar vardığını göstermektedir.