Ayak basmadığım yerlerin gerçek olup olmadığını bilemem. Hiç görmediğim bir ülkede güneşin doğup battığına sadece kitaplardan edindiğim bilgiyle inanamam. Yolda gördüğüm insanların bir evi olduğunu bana kim kanıtlayabilir? Bir insanın nasıl bir maddeden yapıldığını ona dokunmadan kim anlayabilir?
Eğer kalbimin kapılarını ardına kadar açabilseydim, belki her gün üzerine basıp geçtiğim taşların durup seyretmeye aslında ne kadar değer olduğunu bir gün fark edebilirdim. Ayaklarımın altında hiç düşünmeden çiğnediğim güzellikler var. Oysa onlar belki günlerdir heyecanla, onları fark edeceğim anı bekliyorlardı. Bir kez olsun başını kaldırıp etrafına bakmak o kadar zor mu?
Fakat biz kimsenin kimseye güvenmediği bir dünyaya doğmuştuk Peyami, ve oyunu kurallarına göre oynamazsak o oyundan dışlanmaya mecburduk... Kurallara uyacaksak, birbirimize haksızlık etmeye de zorunluyduk. Bize yüzünü dönmüş hayatın gerisinde olup bitenlere şöyle bir eğilip bakmayı denemedik bile. Karşımıza çıkan her olayda, birbirimize elimize patenti verilmiş basmakalıp tanımları yapıştırmakla yetindik.