Okur
Çetin
Semerkant'ı inceledi.
318 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
amin maalouf imzalı, türkçe'ye çevirisi ali berktay tarafından yapı kredi yayınları'nca yayınlanmış, 318 sayfalık bir doğu şöleni. doğu hakkında okuduğum nadir kitaplardan. türkçe çevirisi için konuşuyor olacağım ki, dili oldukça sade; buna karşın insanı sıkmayan bir tadı var. yer yer insan biraz daha edebiyat arıyor, ancak yine de güzel bir dili var. dört ana bölümden oluşur: birinci kitap: şairler ve âşıklar ikinci kitap: haşşaşiyûn cenneti üçüncü kitap: bin yılın sonu dördüncü kitap: denizde bir şair ilk iki bölümde, özellikle de birinci bölümde, kitap henüz başlar başlamaz, güzel bir ömer hayyam serüvenine giriyorsunuz. hayyam hakkında birkaç kulaktan duyma laf dışında bir şey bilmeyen biri olarak, kitabın ilk bölümünde gerçekten büyülendim. ilk doksan sayfa boyunca, mistik bir orta çağ doğusu sürüklüyor sizi. ömer hayyam'ı tanıdıkça doğu'ya itibar ediyor, hayyam'ın karşılaştığı insanları gördükçe, bin yıllık sürenin, bazı kesimlerdeki insanlar üzerinde fazla bir etki göstermediği üzerinde yargılara varıyorsunuz. ilimle uğraşıyor diye gavur ya da zındıklıkla suçlanan bir adamın (bu arada bunlar neden suç olsun ki..?); biraz bilimci, biraz hedonist hikayesine konuk oluyorsunuz. ilerici bir insansanız, hayyam'da kendinize dair bir şeyler buluyor, kendinizi de hayyam'a benzetmeye çalışıyorsunuz içten içe. tabii bunların yanında hayyam'ı tam olarak anlamaya, analiz etmeye çalışıyorsunuz. benim en çok çözmeye çalıştığım nokta, hayyam'ın dine karşı tutumu oldu. bu konuda da, hayyam'ın mantık yolunu seçen bir adam olduğu izlenimini kolaylıkla çıkarabiliriz. ancak dine karşı olan görüşünü tam olarak çözmek mümkün değil bu eserde. yine de bu konuda ipuçları verilirken, hatta doğrudan "zındık mısın?" sorusuna hayyam'ın ağzından cevaplar verilirken, yine de net bir gerçeğe ulaşamamanın ayrı bir tadı olduğunu söyleyebilirim. belki de o döneme dair bilgi eksikliğinden kaynaklanıyordur bu durum. (bu konuda daha iyi kaynak tavsiyesi olan olursa, görüşlere açığım) doksan sayfalık birinci bölümdeki mistik hava bitince, buna benzer bir yetmiş sayfalık bölüm karşılıyor sizi ki, bu da önceki mistik hava benzeri, biraz da kin duygusunu harmanlayıp sunan bir bölüm oluyor. bu bakımdan, semerkant'ı, ahmet ümit'in patasana'sına benzettim (tablet kısımlarına). semerkant'ın ilk bölümündeki bilgilendirici hava, patasana'nın çocukluğu ve gençliğine; semerkant'ın ikinci bölümündeki haşşaşin konusu ise, patasana'nın yaşlılığı, kitabın son bölümlerine benzerlik gösteriyor. bu ikinci bölüm de bittikten sonra insan bunlara doyamıyor, benzerlerini yüzlerce sayfa daha okumak istiyor (bu konudaki önerilere de açığım); ancak bu noktada hikaye bizi 1900'ler civarına götürüyor, konu toparlanıp olay örgüsü tamamlanıyor. şimdi samarcande'da geçen birkaç alıntı yapmak istiyorum, spoiler yapmamaya çalışıp kitap hakkında biraz daha bilgi ve ilginç detaylar vermek amacıyla: ömer hayyam hakkında: "üçüncü dereceden denklemleri ele alan çok ciddi bir eser yazmaya girişti. bu cebir eserinde hayyam, bilinmeyen sayıyı göstermek için arapçadaki şey terimini kullanmış; ispanyolların ilmi eserlerinde xay olarak geçen bu kelime zamanla kısaltılıp sadece ilk harfine indirgenmiş, sonra da x tüm dünyada bilinmeyen sayının simgesi haline gelmişti." dinin insanlar üzerindeki etkileri hakkında çok tatlı bir paradoks: "ömer geldiğinde o dönemde din adamlarının en bayıldığı sorun hakkındaki tartışma çoktan başlamıştı: "kâinat daha iyi yaratılabilir miydi?" "evet" diyenler, allah'ın eserine yeterince özen göstermediğini ima ettikleri için, dinsizlikle suçlanıyorlardı. "hayır" diyenler de, yüce yaratan'ın elinden daha iyisinin gelmeyeceğini kastettikleri için dinsizlikle suçlanıyorlardı." hayyam'ın vasiyetinde yazdığı bir bölüm, yaratıcı hakkında güzel bir görüş: "allahım, elimden geldiğince seni algılamaya çalıştığımı biliyorsun. sana doğru izlediğim tek yol senin hakkındaki bilgim oldu. bu yüzden bağışla beni!" sorgulayıcılık hakkında güzel bir söz. bilgi sahibi olmadan, körü körüne bağlananlara tokat. hayyam, yaşayış ve din hakkında mükemmel bir nüans, "bunu hiç düşünmüş müydünüz?" tadında bir bakış açısı: "başrahibin yanında, bana "hayyam bir sarhoş ve dinsizdi!" diye bağırdı. ben de şu cevabı verdim: "siz böyle demekle hayyam'a hakaret etmiyor, tam tersine sarhoşluğu ve dinsizliği övmüş oluyorsunuz!" başrahip az kaldı sinirinden boğulacaktı."
Semerkant
8.6/10
· 38,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6