- Problemler Silsilesi -
9/10
·167 syf.··
2026 2. kitabı
İnsanoğlu geleceğinin efendisi mi? Hawking'e göre bu konu evrenin düzenleniş ve işleyişinin bizim algılarımızda nasıl şekillendiğine bağlı. Evrenin ilk düzenlenişi tanrı tarafından mı seçildi yoksa tanrının kendisi bilim yasalarının ta kendisi mi? Her durumda evrendeki her şey bilime göre işleyecek. Uzun süredir evrendeki her şeyi belirleyen bir teori arayışı içindeyiz. Ancak ve ancak bu birleşik teori "the theory of everything" nasıl bir şey olmalı veya neye benzemeli? Toplu ve mükemmel olmalı öncelikle, ama ondan önce basit ve özel olmalı. Her şeye etki eden olmalı. Ve her şey onun doğuracağı sonuçların etkisi altında olmalı. Sinead O'Connor'un bu hafta en çok satan plaklar listesinde olması veya Madonna'nın Cosmopolitan dergisinde kapak olacağının belirlenmesini tetiklemek gibi... Buna cidden inanabilir miyiz? Eğer bu fikre cidden kendimizi adapte edebiliyorsak ve her şey, her şeyin teorisi tarafından belirleniyorsa, belirlenen her şey tutarlı bir davranış göstermek zorunda mı problemi doğuyor. Hawking bu problemde çıkmazını şöyle açıklıyor: "Belirlenen her şey neden doğru belirlenmiş olsun, yanlış olması daha olası değil mi?" Her şeyin belirlenmiş olduğu fikriyle ilgili üçüncü ortaya çıkan problem ise "özgür irademiz". İnsan davranışları ve psikolojisi dinamiktir. Bu da özgür irademizin doğasından gelir ya da oradan geldiğini düşünürüz. Peki birleşik teoriyi ezip geçecek kadar mı dinamik ve değişken? Bir şeyi yapma veya yapmamayı seçme özgürlüğümüzün olduğunu hissediyoruz. Bir şeyi seçebilme yetisine eğilimli oluşumuz evrimleşen bilincimizde atalarımızdan bize kalan bir miras. Fakat -yine parantez açmakta fayda görüyorum- eğer her şey bilim yasaları tarafından belirlenmişse ve deterministik bir evrenin çıktısı olduğumuzdan şüphe yoksa, o zaman özgür irademiz bir
İnceleme & Yorum
Kara Delikler ve Bebek EvrenlerStephen W. Hawking · Alfa Yayıncılık · 2023920 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Bu hikâye, insanın kendi iç sesini susturduğunda nasıl yavaş yavaş silindiğini tokat gibi hatırlatan bir “yeniden başlama” masalı. Saide’ye ikinci bir şans veriliyor… ama o bunu bir hediye gibi değil, sanki ince buz üstünde yürür gibi yaşıyor. Eskiden dobra, korkusuz, gerektiğinde ortalığı ayağa kaldıran o kadın; bu kez “daha az olay çıkaran”, daha uyumlu, daha sessiz biri olmaya çalışıyor. Ve tam da burada hikâye kalbinden vuruyor: İnsan bazen hatalarını düzeltmeye çalışırken kendini yok edebilir mi? Evet, edebilir. Saide de bunu ilmek ilmek fark ediyor. Kitap boyunca izlediğimiz şey sadece bir “geçmişi düzeltme” çabası değil; bir kadının kendi özünü geri kazanma savaşı. Çünkü bazen en büyük hata, fazla olmak değil… eksik kalmaya razı gelmektir. Hikâye sade ama etkisi güçlü. Akıcılığı ise su gibi değil, resmen sürükleyen bir akıntı gibi. Bir bakmışsın sayfalar bitmiş ama zihninde Saide hâlâ konuşuyor. Saide’nin yaşadıkları da cabası: Haksızlığa boyun eğmediği için ilişkisini kaybediyor. Aynı sebeple işinden oluyor. Hayat tam dağıldı derken, bir de kardeşinin en yakın arkadaşı Jacob’la yaşanan o anlık hata… ve çöküş tamamlanıyor. Ama tam dibe vurduğunu sandığın anda zaman geri sarıyor. Ve işte asıl soru burada başlıyor: Aynı hayatı tekrar yaşama şansı verilirse… gerçekten daha iyi seçimler mi yaparız, yoksa sadece kendimizi mi kaybederiz? Saide’nin öğrenme yolculuğu tam da bu sorunun cevabı. Ve açık konuşayım, bazı yerlerde insan kendi hayatını sorgulamadan edemiyor. Kısacası: Bu kitap sadece “ikinci şans” hikâyesi değil. Bu, kendini susturmanın bedelini anlatan bir içsel yüzleşme.
İkinci Bir ŞansMelissa Wiesner · Artemis Yayınları · 2024197 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Momo Üzerine
10/10
·304 syf.··
2024 15. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 18:07
Michael Ende’nin ölümsüz yapıtı Momo, modern insanın zamanla olan sancılı bağını bir çocuk masalı örtüsü altında anlatan sarsıcı bir toplum eleştirisidir. Kitabı derinlemesine incelediğimizde, karşımıza sadece bir zaman hırsızlığı öyküsü değil, aynı zamanda insanın öz ruhundan kopuşuna tutulmuş bir ayna çıkar. Bu anlatıda duman adamlar, aslında dışarıdan gelen yabancı düşmanlar değil; insanın içindeki "daha çok, daha hızlı, daha verimli" olma hırsının ete kemiğe bürünmüş halidir. Onlar, insanları birer düzeneğe dönüştürmek isterken boş vakitleri "çöpe atılmış anlar" gibi hissettirirler. Bir dostu ziyaret etmek, bir çiçeğe su vermek ya da sadece pencereden dışarı bakmak, onların gözünde birer kayıptır. Bugünün dünyasında her anımızı bir kazanca ya da bir içeriğe dönüştürme baskısı, tam olarak bu duman adamların purolarından yayılan o zehirli ve donuk dumanı andırır. Momo ve Beppo, bu gri kuşatmaya karşı iki farklı ama birbirini tamamlayan direniş biçimini temsil ederler. Momo’nun gücü bir şey "yapmakta" değil, sadece "orada olmakta" gizlidir. O, kimseyle yarışmaz ve kimseyi yargılamaz; onun o eşsiz dinleme yetisi, aslında karşısındakine kendi değerini geri vermektir. Momo sayesinde insanlar, dış dünyanın gürültüsünden sıyrılıp kendi iç seslerini duymaya başlarlar. Beppo ise "yol süpürme" felsefesiyle modern dünyanın "hedef odaklılık" takıntısına karşı çıkar. Onun için önemli olan yolun sonu değil, o anki fırça vuruşudur. Eğer sadece bitiş çizgisine bakarsak, aradaki yaşamı ıskalarız. Beppo bize yavaşlamanın bir geride kalmışlık değil, bir yaşam ustalığı olduğunu kanıtlar. Ende, zamanın mekanik bir kavram olmadığını "Zaman Çiçekleri" simgesiyle anlatır. Her insanın gönlünde, o kişiye özel bir zaman çiçeği açar. Eğer zamanımızı sevgiyle, merakla ve ilgiyle yaşarsak bu
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma
9/10
·320 syf.··
2026 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 00:00
Çünkü bazı hikâyeler bitmiş gibi gözükseler dahi aslında hiç bitmezler. 2026'nın 3. kitabıyla geldim. Her ne kadar son zamanlarda çok az kitap okusam da çok güzel kitaplar okuyorum ve yine çok beğendiğim bir kitapla karşınızdayım. Ayrıca spoilersız bir inceleme olacaktır. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve nerdeyse tüm kitabı zihnim Damla N. Archeron'un sesi ile okudu. Hani henüz okumadan bana kitaptan rastgele bir paragrafı verseniz "Evet bunu Damla yazmıştır." derdim. Zaten masalsı anlatımları çok seven bir insanım o yüzden bu kitabın yazım dili de tam bana hitap eden bir dildi. Kısaca konusundan bahsedecek olursam, kitabımız bir halk ozanı ile başlıyor. Bu ozan öyle öyküler biliyor ki bazen taşıması ona çok zor geliyor ve ölümlülere anlatamadığı bu öyküleri ölümsüzlere anlatıyor ama ölümsüzlerin ona ihaneti sonucu öyküler ilk hallerini yitirerek başkalaşıyor, durum ozanın kontrol edemediği bir hâle geliyor. Bunun sonucunda da beş büyük büyücü ozanı sessizlik ile cezalandırıyor ve lanetin ancak gerçek ve sonsuz bir öyküyü bulup onlara anlattığında kalkabileceğini söylüyorlar. İnsanlar yardım etmek istiyor ama anlattıkları hiçbir öykü ozanın aradığı nitelikleri taşımıyor. Ozanın bu hâlini gören Peri Kraliçe de ozana yardım edebilecek öyküler bildiğini ve ona anlatabileceğini söylüyor. Biz sonrasında tek tek bu öyküleri okuyoruz en sonda ise yine hikâye ozana bağlanıyor. İlk defa bu tarzda bir kitap okudum ve bence başta bir olayla başlayıp sonra hikâyeler anlatıp ardından tekrar o olaya dönmek çok güzel bir fikir. Konsept olarak da çok hoşuma gitti yani. Dediğim gibi yazım dili de çok güzeldi. Eskiden beri kısa hikâye okumayı seven birisiyim ama romanları tercih ettiğimi belirtirdim her zaman. Bu kitap kısa hikâyelere olan sevgimi arttırdı. Ayrıca bana kısa
1000Kitap
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025620 okunma
9/10
·256 syf.·
2025 27. kitabı
Gerçekten masal tadında bir romandı.Okurken insanın içi yumuşuyor, hikâyenin içine usul usul giriyorsun ve fark etmeden bir bakmışsın bitmiş. Ben bir solukta okudum, hiç kopmadım. Ahmet Ümit’in dili zaten akıcı ama bu kitapta ayrı bir sıcaklık var. Polisiye sertliği yok; duygusal ama baymayan bir anlatım var. Sayfalar akıyor.En sevdiğim tarafı şu oldu: Aşkı abartmadan, dramatize etmeden ama masalsı bir atmosferle anlatması. Okurken gerçek hayatın karmaşasından biraz uzaklaşıyorsun. Hani bazı kitaplar vardır, okurken ruhun dinlenir… Tam öyle bir his bıraktı bende. O yüzden okurken ders alıyor gibi değil, yaşıyor gibi hissediyorsun.
Alıntı
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma
Puan vermedi
Kendilerini, sırlarla örülü bir fanusun içine hapseden Liza ve Poyraz’ın tek dileği; dış dünyanın kötülüklerinden kaçıp aşklarını, kızlarıyla beraber dolu dizgin yaşamaktır. Lakin, Liza’nın bilinç altına yerleşen travmaları ve Poyraz’ın intikamla yanan ama bir türlü bütünüyle söndüremediği ateşi, bu dileği layıkıyla yaşamayı güçleştirir. Zamanla, fanusu ayakta tutan korunaklı duvarlar hasar görür. Peki, içinde bulundukları fanus, onları korumaya yetecek mi? ‘’ İzin vermeyecektim. Onsun kazandığım bu zaferi, onunlayken kaybetmeyecektim. ‘’ Selamlar, Alminaa Almina kaleminden #birmimozamasalı 2. Kitabı olan #kuzeyrüzgarı nın yorumu ile geldim. Liza ve Poyraz’ın kaldığı yerden nasıl devam ettikleri merak konusuydu çünkü bitiş çok acayip bir noktadaydı. Poyraz kırgın olsada Lizaya olan sevgisi herseyin üstündeydi ve ne yapması gerekiyorsa hep yapmaya hazır ve elinden tutuyordu . 10 yıllın acısı ve nedenleri bir bir ortaya çıkıyor Poyraz baba olduğunu öğrenmesi herşeye rağmen aile olmak için yaptıkları Liza ya olan sonsuz aşkı beni çok etkiledi. Sırlar ve acı dolu bir geçmiş geleceği ne kadar etkiler ya hasret ne zaman vuslata kavuşur. Liza ve Poyraz, Yağız ve Leyla, Talya prenses ince detayları keşfetmeyi çok sevindim arkadaşlık ve sevgi bağı çok güzel anlatılmış. Leyla nın Yağız ile arasındaki ilişki beni çok mutlu etti. Talya, Poyraz ve Liza mutlu bir aile olabilecek mi? Hemde o acı geçmiş ile birlikte. Poyraz in Liza ya olan desteği sevgisi çok güzel di. Yılların ayrılığı ve sebepleri mutluluğu engel mi? Aşk herdaim kalpleri birbirine bağlayan tek bağ mı ? Serinin devamı nasıl bilinmez ama aşk her zamandır kazanır gibi… Alminaa Almina PAROLA YAYINLARI bibliyofil okuur
Bir Mimoza Masalı - Kuzey RüzgârıAlmina · Parola Yayınları · 202570 okunma