Mükemmel Değil, 'Yeterince İyi' Bir Anne Olmak”
10/10
·200 syf.··
2026 62. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:31
Şeyma Çekici’nin Mükemmel Annelik kitabını okurken en çok etkilendiğim şey, yazarın okurla kurduğu o samimi bağ oldu. Bilgi aktarırken sizi sıkmayan, aksine bir dost gibi eşlik eden nadir üsluplardan…. Kitap, annelerin kendilerine yükledikleri o ağır "mükemmellik" misyonunu nazikçe sorgulatıyor. İçindeki anekdotlar şaşırtıcı, ders çıkarılacak kısımlar ise oldukça kıymetli…Eğer annelik serüveninizde kendinizi sıkışmış hissediyorsanız, bu kitap size iyi gelecek bir mola alanı diyebilirim…
Mükemmel Annenin El KitabıŞeyma Çekici · Cezve Kitap · 2019175 okunma
7/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:56
Okurken huzursuz olduğum kitaplar listesine bunu da ekliyorum. Tıpkı 'Dönüşüm' kitabı gibi.. "Bizim hayata karşı duyduğumuz yabancılaşma, canlı hayattan tiksinecek, onun ismini bile duymak istemeyecek derecededir. " Kendine karşı o kadar içe dönük ve o kadar eleştirel bir bakış açısı geliştirmiş ki, yaptığı davranış ya da düşüncesi her ne olursa olsun kendini en berbat durumda hissediyor ve tabi neticede aynı doğrultuda toplumsal karşılığını alıyor. Kendini, kendince yaşamın tadını alan orta sınıf düşünce tarzında olmadığını, ya hep ya hiç düşünme tarzında olduğunu ifade ediyor fakat bu ister hep ister hiç zamanında olsun yine her hareketini rezilce bir içsel algıdan kurtarmıyor. Kendisine karşı bu kadar düşmanca tutum sahibi bir kişinin etrafında dost diyebileceği bir kişinin bile olmaması çok normal. Edebi olarak duyguları derinlerden çıkarıp idrak düzeyine uygun ve akıcı bir dil kullanması, zaten kendinin de ifade ettiği gibi ustalık alanı. İyi okumalar dilerim..
Duygu ve Düşünce
Yer Altından NotlarFyodor Dostoyevski · Gençlik ve Spor Bakanlığı · 2019159,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
"İnsan kafasını fare kafasından ayıran en temel özellik zalime karşı duyduğu öfkedir." İhsan Şenocak'ın "Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan" eseri, sadece bir coğrafyanın hazin hikâyesini değil, İslam ümmetinin kanayan iki büyük yarası olan Doğu Türkistan ve Gazze’nin sessiz çığlığını kalbimize mühürlerken, bu coğrafyalarda yaşayan ümmetin onur ve hürriyet davasını sarsıcı bir dille ele almaktadır. Kitaptan süzülen şu hakikatler ışığında hazırlanan bu inceleme, Doğu Türkistan’da yaşanan sessiz soykırımı iliklerimize kadar hissettirirken, okuyucuyu konforundan uyandırıp bir vicdan muhasebesine davet etmekte, her Müslüman’ın bu ve bunun gibi eserleri neden okuması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Tarihin Sessiz Çığlığı: İkinci Endülüs Doğu Türkistan Bugün Gazze’de bombalar altında can veren kardeşlerimizin feryadı dünyayı inletirken, Doğu Türkistan’da "Sincan/Kazanılmış Topraklar" adı altında sessiz bir soykırım yaşanmaktadır. Yazar, bu kadim İslam beldesini "İkinci Endülüs" olarak tanımlar; dün Kilise’nin Endülüs’te yaptığı kültürel ve fiziksel yıkımın bir benzeri, bugün modern dünyanın gözleri önünde Çin tarafından Türkistan topraklarında sistematik bir şekilde tatbik edilmektedir. Bir yanda Gazze’nin açık hava hapishanesi hali, diğer yanda Türkistan’ın devasa bir toplama kampına dönüştürülmesi, kalbi olan her mümin için taşınması zor bir yüktür. Firavun’u Geride Bırakan Modern Bir Soykırım Eserde, Çin zulmünün ulaştığı boyutların tarihteki en zalim figürlerle kıyaslandığı görülmektedir. Yazarımız eserde bu konuyu şöyle vurgulamaktadır. "Firavun'un Beni İsrail'e yaptığından daha sefil bir zulüm var bugün Doğu Türkistan'da. Firavun, doğan çocuklardan sadece erkekleri, Çin ise daha anne karnında kız-erkek ayrımı yapmadan hepsini katlediyor. Ne var ki
Din
Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistanİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 2019534 okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2026 27. kitabı
Beğendiğim kısımlar olsa da genel olarak pek hoşuma gitmeyen bir okuma oldu. Bir dosta yazılmış mektuplar kimi zaman dertleşme, kimi zaman durum değerlendirmesi, kimi zaman dönem eleştirisi kimi zamanda romantik bir paylaşım havasında ilerliyor. Sıkça hitap edilen 'Sevgili Dost', ideal bir dost; herkesin sevdiği iletişim kurmak istediği aynı zamanda adı sanı bilinmeyen bir kişi. Lisede ya da üniversitenin ilk yıllarında okusaydım eminim çok beğenirdim. Kelime oyunları ile dolu bir kitap ama sanki basit düzeyde kalmış. Bazı kitaplar geçmişte yazılsa da her devre hitap eder veya yazıldığı zamanın ruhunu okura aktarır ama maalesef bence bu kitap ikisini de pek sağlamıyor. Bu kitapta belli bir zaman, yer, kişi vs. yok ama zamanı geçmiş hissi verdi bana. Dili oldukça basit ama bazen fazla kelime oyunu yaptığından burada ne anlatılıyor hissine kapıldım. Lisede mektup yazma ödevime benzetim biraz da o yüzden sanki o yaşlara ve o tarihlere daha uygun hissine kapıldım. Benim için ortalama veya altında bir okumaydı diyebilirim. Ama seveni de çok. Belki de biraz daha melankolik zamanlarda, mevsim olarak ise sonbahar kış gibi okunacak bir kitap olarak düşünebiliriz. Merak edenlere keyifli okumalar dilerim.
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule yayınları · 200722,9bin okunma
9/10
·764 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Beyaz leke 1 ve 2 yorumum Spoiler içerir!! Öncelikle kitabın kapağını kapatınca bir garip oldum. Çünkü o beyaz leke evrenine çok alışmıştım.. Bir daha okuyamamak üzdü..Konusu güzeldi. Aslı Arslan'dan okuduğum ilk kitaptı. Anlatım biçimi gayet anlaşılır ve açıktı. Tugay ve Eftalya 'yı çok sevdim. Eftalya çok güçlü bir kadın. Annesini hiç sevmedim. Babası zaten HARİKA bir insan. Bence babası biraz fazla abartılmış gibime geldi. Adam kızı için 'Ölüm Timi'ni kurmuş. Gururlu bir adam ama çok ileri görüşlü... Her dediği çıktı. Meryem'e çok ağladım. Ondan ne istediğiniz ya?! Tugay zaten iyi biri ama şöyle ki Ben Eftalya'nin yerinde olsaydım Tugay dan korkardim. Çünkü bi iyi tarafı bir kötü tarafıni gösteriyor. Benim AÇIK ARA EN SEVDİĞİM KARAKTER: Marco T. Mandalina ve erik.. Bana çok samimi gelen bir karakter oldu. Ne yalan söyleyeyim Gamze'yle olmasını COK İSTERDİM T-T ama çok geç kalınmış bir defter.. ne kadar güçlü olsada bu duygusal işlerde çok korkak bir insan ama onunla bir duygusal bağ kurdum. Onu anladım ben. Geç kalınmışlik.. Javier onun kardeşi mi değil mi pek çözemedim ama olsun iyi bir abi. AMA KESKE GAMZE'YLE OLSALARDİ. 2. Kitapta sarıldılari sahne de ağladım. Sinan gibi bir dost kesinlikle bulamayız. Veya sevgili de olabilir. Eftalya'ya olan bağlılığı çok güzeldi. Defne'yle Ufuk'un kardeş çıkmalarıni ağzım açık okudum. Defne ve Giray.... Defne için hem çok kızdım hemde hak verdim çünkü aynı şey Giray içinde olsaydı. Giray'da Tugay'ı seçerdi. Eminim. Ufuk'u sevmiştim ama hain olması üzdü. Onun dışında... Bu kadar ama üzerine tartışılabilir bir kitap. Okugunuz için teşekkürler!!
Alıntı
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,2bin okunma
8/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:37
7 Tutsak 1 Ölü serisinin üçüncü kitabı olan Cambaz, benim için serinin şu ana kadar en çarpıcı, en gerilimli ve en duygusal kitabı oldu. Düzenbaz'ın sonunda yaşanan olaylardan sonra Afra'nın hayatta kalıp kalmadığını büyük bir merakla bekliyordum. Kitabın başında kendisini Ölüm'ün elinde, farklı bir yerde tutsak olarak bulması hikâyeye oldukça güçlü bir giriş yapılmasını sağladı. Afra'nın yaşadığı süreç beni gerçekten etkiledi. Fiziksel olarak ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda psikolojik olarak da büyük bir savaş veriyordu. Onu hayatta tutmaya çalışan doktorun bir organ mafyası olması, psikiyatristinin ise daha önce maskelilerden biri olarak tanıdığımız On Üç çıkması hikâyeye bambaşka bir boyut kattı. Özellikle On Üç'ün geçmişte Ölüm'e terapi vermiş olması, Ölüm karakterine dair merakımı daha da artırdı. Bu bölümler boyunca sürekli diken üstündeydim çünkü kimin ne kadar tehlikeli olduğunu kestirmek mümkün değildi. Afra'nın bulunduğu yerden kaçmaya çalıştığı sahneler kitabın en heyecanlı bölümlerindendi. Her sayfada yakalanacak mı, başarabilecek mi diye düşünerek okudum. Sonunda yeniden diğer tutsakların yanına döndüğünde yaşanan duygusal anlar da oldukça etkileyiciydi. Özellikle herkesin Afra'yı öldü sanmış olması ve yeniden karşılarında görmeleri beni duygulandırdı. Yaşanan kırgınlıkların ardından aralarındaki bağların tekrar güçlenmeye başlaması da güzeldi. Bu kitapta karakterlerle olan bağım daha da arttı. Özellikle Afra ve Mete arasındaki abi-kardeş ilişkisini çok sevdim. Birbirlerine olan destekleri ve koruma içgüdüleri karanlık atmosferin içinde sıcak bir detaydı. Çağrı'nın karakter gelişimi de dikkatimi çekti. İlk kitaplara göre çok daha farklı bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Kitabın en şaşırtıcı taraflarından biri ise ortaya çıkan ihanetlerdi. Kutay
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025309 okunma