Thales'in Cevapları:
Ona en güç şey diye sormuşlar.Kendini tanımak demiş.En kolay şey nedir? demişler.Başkasına öğüt vermek, demiş.Az görülen bir şey nedir? Demişler.Zorba bir hükümdarın yaşlanmışı demiş. Mutsuzluğa kolayca katlanmanın çaresini sormuşlar.Daha mutsuz düşmanların hallerine bakarak ,demiş.Erdemle yaşamanın çaresini sormuşlar. Başkalarında görüp ayıpladığımız şeyleri yapmayarak ,demiş. Mutlu insan kimdir? demişler.Sağlığı yerinde ,zengin,yürekli,bilgili olandır, demiş. Güzellik nereden gelir? demişler.Yüzden değil ,iyi davranışlardan gelir,demiş.Şu öğütleri de vermiş sonra: “Haksız kazançla zengin olma.Yakınlarına ve dostlarına söylediğin kötü sözler yüzünden mahkemelere düşmemeğe çalış. Ve unutma ki sen anana,babana karşı nasıl davranırsan,çocukların da sana karşı öyle davranırlar.”

Thales'in Cevapları:

En eski olan nedir?
” Tanrı’dır ,başlangıcı yoktur çünkü”
Ya en güzel şey?
” Dünya,Tanrı’nın işidir o çünkü ”
Ya en büyük şey?
” Uzay,herşeyi içerir çünkü”
Ya en hızlı şey?
” Düşünce her yere atılır çünkü”
Ya en güçlü şey?
” Zorunluluk, herşeye boyun eğdirir çünkü”
Ya en bilge şey?
” Zaman, herşeyi öğrenip meydana çıkarır çünkü”
Ya en yaygın şey?
” Umut, hiç bir şeyi olmayan kimselerde bile kalır çünkü”
Ya en yararlı şey?
” Erdem, herşeyi iyi kullandırır çünkü”
Ya en zararlı şey?
” Kötülük, herşeyi bozar çünkü”
Ya en kolay şey?
” Doğaya uygun olan şey; her şeyden ,hatta zevkten bile usanılır çünkü”

OrhanBicen, bir alıntı ekledi.
2 dk. · Kitabı okuyor

Yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyaların bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile. damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, çamlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filan.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 59 - alkım)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 59 - alkım)

Çap çemberi iki eşit parçaya böler.
Bugün hala okullarda öğrendiğimiz “Thales Teoremi” eminim size hiç yabancı gelmeyecektir.
Bir ikizkenar üçgenin taban açıları birbirine eşittir.
Birbirini kesen iki doğrunun oluşturduğu ters açılar birbirine eşittir.
Köşesi çember üzerinde olan ve çapı gören açı, dik açıdır.
Tabanı ve buna komşu iki açısı verilen üçgen çizilebilir.
Geometri derslerinden hatırladığımız yukarıdaki matematik teoremlerini de Thales’e borçluyuz.
Thales herşeyden önce gözlemci biriydi, doğanın sırlarını doğayı gözlemleyerek çözmeye çalışıyordu. Mısır’da bulunduğu dönemlerde muhtemelen Nil Nehri taşkınlarına tanık olmuştu. Suyun toprak üzerine taşması ve geri çekilmesi sonrasında, toprağın verimliliği artıyordu. Suyun toprağa can verdiğini görüyordu, Thales. Sabırla gözlemler yapıyor, rüzgarın sesini dinliyor, yönünü keşfediyor, Nil Nehrinin rüzgarın yön değişimi ile denize akışının kesildiğini, taşkınların bu sebeple oluştuğunu izah ediyordu.
Mısır sokaklarında gezerken, güneşi seyrediyordu Thales. Kendi ardı sıra hareket eden gölgesinin, günün farklı saatlerinde uzayıp kısaldığına bakıyor, kendi boyu ile gölgesinin aynı boyda olduğu anda heyecanlanıyor, güneşin ellerinde oyun oynayan gölgeler yoluyla Mısır piramitlerinin boyunu ölçmeyi başarıyordu.
Doğanın verilerini kullanıp yeni bilgiler keşfetmek, O’nu heyecanlandırdığı kadar daha da meraklı yapmaktaydı. Öyle ki , gökyüzünü seyrederken kendinden geçerek, önündeki kuyuyu fark etmeyip içine düşünce, o sırada yanından geçmekte olan bir kadın “Daha önündeki kuyuyu göremiyorsun , gökyüzünü mü keşfedeceksin be adam” diye alaycı bir gülümseyişle onunla dalga geçiyordu. Oysa O’nu asıl filozof yapan da buydu, O; herkesin gördüklerini değil, göremediklerini görmeye çalışıyordu. Ve hatta bunu başarıyordu da, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde gerçekleşen güneş tutulmasını önceden bilmiş, sebepleriyle ortaya koymuştu.
O dönem insanları için Thales’in aykırı kişiliği alay konusu yapılmıyor da değildi, “Madem bu kadar zeki, zengin olmayı da başarsın” diyordu insanlar. Thales gerçekten zeki bir adamdı, bugün bizler bilginin asıl güç olduğunu biliyoruz ama Thales bunu bizden çok daha önce fark etmişti. Bizim meteorolojik tahminler dediğimiz öngörüleri kendi ilkel yöntemleri ile yapmayı başarmış, daha kışın soğuğunda , baharda zeytin hasadının çok olacağını tahmin ederek, tüm zeytin ezme makinelerini satın almıştı. Nitekim bahar gelmiş, zeytin hasadı çok olmuş, elindeki zeytin ezme makinelerini kiraya verip, para kazanmayı da başarmıştı
Thales deniz yolculukları yapıyor, bu sırada yıldızları gözlemliyor, denizcilere büyük ay’ı yerine küçük ay’ı takım yıldızını gözlemleyerek nasıl yönlerini bulacaklarını anlatıyordu. Deniz yolculukları sırasında kara parçalarının sular arasında yayılımına, yükselişine bakıyor ve yargısını veriyordu:
“Dünya bir tepsi şeklinde ve su üzerinde yüzmektedir, su dalgalanınca depremler olmakta, dalgalar durulunca depremler sonlanmaktadır. “
Muhtemelen bunu duymak sizi gülümsetmiştir. Ancak yıllar sonra bilim adamları, dünyanın ilk oluşumunda tek bir kara parçasının olduğunu, zamanla depremler neticesinde bu kara parçalarının birbirlerinden ayrılarak aralarının, bizim deniz dediğimiz sularla dolduğunu ve bugünkü dünya haritasının şekillendiğini söylediler. Thales’in yargısından çok da uzak değil, öyle değil mi ? Üstelik o çağda, elinde bilimsel veri üretecek imkanlar yokken, sadece gözlem ve akıl yürütme ile bu sonuca varması, gülünecek değil, önünde saygı ile eğilinecek bir tavır kanımca.
Ama bütün bunlar Thales’e yetmedi. Bitkiler,böcekler, insanlar, taşlar .. bu görünür çokluğun gerisinde bir ana madde, bir ilk neden (arkhe) olmalıydı. Bütün bunların bir yapı taşı, oluştuğu köken neydi?
Toprağa can veren, dünyanın üzerinde yüzdüğü, gökyüzünden düşüp buharlaşan yine gökyüzüne karışan, kimi zaman katılaşıp buza dönüşen , insanoğlunun onsuz yaşayamadığı “su” olmalıydı bu.
Her şeyin ana maddesi olan su, nasıl oluyordu da, taşa toprağa bitkiye dönüşüyordu. O zaman her şey Tanrılarla dolu olmalıydı. Yani her şeyin bir ruhu vardı.
Ne ilginçtir ki yüzyıllar sonra insanoğlu, evrenin büyük patlama ile meydana geldiğini ,bu patlama öncesinde enerjinin ortaya çıktığını yani maddeden önce enerjinin varlığını kanıtlayan bilimsel veriler elde edecek ve bu enerjiye “Tanrı Parçacığı” adını verecekti ..
_1000 Kitap Oku'dan

Hayallere dalıp gitmem ben çünkü tek hayalim sensin benim... Hiçbir şey isteyemem ben çünkü bir tek istediğim sensin benim... Böyle bir dünyada seninle yaşamak varken, böyle uzak kalmak gücüme gidiyor... Senin verdiklerini seninle paylaşmak varken, seni sensiz yaşamak içime sinmiyor... Bir gün zaman kayar elinden tutamazsın, sel gibi akan gözyaşlarını kurutamazsın. Öylesine sendeyim öylesine bendesin ki, unutmak istesek de unutamayız...

Minerva'nın Baykuşu, bir alıntı ekledi.
12 dk.

Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 125 - YKY)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 125 - YKY)
Uğur KIRBUGA, bir alıntı ekledi.
18 dk. · Kitabı okuyor

"Eğer sahip olduklarımızdan memnuniyet duymamız gerekiyorsa, bu her şeyin sona ulaştığı anlamına gelir. Ölüme yapacak bir şey kalmamış demektir. Bu lafın hayata son noktayı koyduğunu görmüyor musunuz?..."

Cehennem, Henri Barbusse (Sayfa 60 - Maya Kitap)Cehennem, Henri Barbusse (Sayfa 60 - Maya Kitap)