Damla Köseoğlu, Zehir'i inceledi.
2 dk. · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Zehir korku-gerilim türünde bir roman. Bu tarzda olan bir kitap elinizdeyse ve ismi de Zehir ise kitapta işlenen konunun ne olacağı konusundaki düşünceniz "zehir kullanılarak işlenen cinayetler" olur. Yani en azından benim düşüncem öyleydi. Kitabın isminden ve türünden yola çıkarak genel beklentim bu şekildeydi. Ama yazar o kadar farklı bir girizgah yaptı ki, bu duruma oldukça şaşırdım. Evet Zehir'de cinayetler tabii ki var ama dört yüz küsür sayfa boyunca her sayfada karşılaştığım şey şuydu: Yılanlar. Ve belki de bu kitaptan hoşlanmamı sağlayan en temel nokta bu. Küçüklüğünde ansiklopedilerde yılanları, böcekleri araştıran, resimlerine bakan biri olarak bu kitapta yılanların ele alınması beni hem şaşırttı hem de sevindirdi. Bu açıdan Zehir ilginç ve alışılagelmişin dışındaydı.

Zehir okuduğum ikinci S. J. Bolton kitabı ve S. J. Bolton kesinlikle, iyi ki okumaya karar vermişim dediğim yazarlardan. Birkaç ay önce Kan Hasadı kitabı ile yazarla tanışmış ve çok beğenmiştim. Geriye Zehir ve Kurban kalmıştı, ben tercihimi Zehir'den yana kullandım. Tabii kitabı okurken Kan Hasadı ile karşılaştırma yapmam kaçınılmazdı. Zehir bana göre bir tık daha aşağıda kalmış ancak bu demek değil ki kitap kötü. Hayır, aksine Zehir de ortalamanın bir hayli üstünde. Zehir pek korkutmasa da ele aldığı konu ile okuru kısa sürede içine alıyor. Oldukça akıcı olduğunu ve okuru sürüklediğini söyleyebilirim. Zaten henüz kitabın başındaki önsöz kısmında bile olayların gidişatının ilginç olacağını hissediyorsunuz. Ayrıca yazar kitabın sonunda okuru şaşırtmayı başarıyor.

Yılanlar demişken, ana karakterimiz bir veteriner. Clara Benning küçük bir köyde yaşayan ve Vahşi Hayvan Hastanesi'nde çalışan bir veteriner. Clara'nın hayatı normal seyrinde devam ederken, bir sabah aldığı telefonla bu normal hayat rayından çıkıyor desem yeridir. Arayan ise Clara'nın komşusu ve bebeğinin beşiğinde bir yılan olduğunu söylüyor, yardım istiyor. Clara ise bu ilginç telefonla birlikte yaşanacakların fitilinin ateşlendiğinden bihaber.

Engerekler, çayır yılanları vb. bu kitapta benim açımdan ilgi çekici birçok şey vardı. Hattâ  "Dünyanın en zehirli yılanları neler?" diye soracak olsalar kara mamba, kobra falan diyecekken artık yepyeni bir tür öğrendim: Taipanlar. Bir kara taipanının zehrinin altmış iki insanı öldürebileceğini öğrenmek ilginç ve ürkütücüydü. Birçok kişiye bunlar gereksiz detaylar olarak görünebilir, ancak ilgi duyduğunuzda kesinlikle öyle olmuyor, aksine oldukça dikkat çekici hale geliyor. Zehir'de küçük veya büyük fark etmeksizin bir topluluğa ait değerlerin hastalıklı kişiler tarafından nasıl çarpık bir hale getirilebileceği konusu da hakimdi. Bu da kitabı sevmemi sağlayan bir başka nokta. İnsan kandırılması, manipüle edilmesi çok kolay bir canlı, Zehir de bu gerçeğe parmak basıyor. Çeşitli değerleri nedeniyle veya güya bu değerlere ters düşmemek için insanlara yaptırılan bazı eylemleri okumak ilginçti.

Sonuç olarak S. J. Bolton beni yine yanıltmadı. Önümüzdeki aylarda, tabii ki nasip olursa Kurban'ı da okumayı planlıyorum. Ardından okunacak Bolton kitabı kalmaması üzücü açıkçası. Yazarın diğer kitaplarının çevrilmesini de dört gözle bekleyeceğim. Hepinize keyifli okumalar.

Gülçin Dogan, Satranç'ı inceledi.
33 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

günümüzde bir çok farklı amacı tek bir ağızdan haykırma derdiyle dört yüz beş yüz sayfalar yazan yazarlara inat bu denli az sayfada ne de çok şey anlatmayı başarmış stefan zweig

Sevgi.Ays, bir alıntı ekledi.
37 dk. · Kitabı okuyor

İşte sizin için yeni bir ruhsal uygulama: Düşüncelerinizi çok ciddiye almayın. İnsanların kavramsal hapishanelerine hapsolmaları çok kolaydır. İnsan zihni, bilme, anlama ve kontrol etme arzusuyla, kendi fikirlerini ve görüş noktalarını gerçek ile karıştırır. O, "Bu böyledir" der. "Kendi yaşamınızı" ya da bir başkasının yaşamını veya davranışını her nasıl yorumlarsanız yorumlayın, herhangi bir durumu her nasıl yargılarsanız yargılayın, onun bir görüş-noktasından başka bir şey olmadığını, birçok olası perspektiften biri olduğunu idrak etmeniz için, sizin düşünceden daha büyük olmanız gerekir.

Dinginliğin Gücü, Eckhart Tolle (Sayfa 25)Dinginliğin Gücü, Eckhart Tolle (Sayfa 25)
Şehnaz Bilgili, bir alıntı ekledi.
43 dk. · Kitabı okuyor

Aslında, bütün düşmanca tavırlarım ve kötü düşüncelerim yüzünden nereden geleceğini bilmemekle birlikte bir ceza bekliyordum. İnsanlar için ve eşya için kendimden bir şey veremiyordum. Kendimi kendime saklıyordum; kendiliğimden bir davranışta bulunmuyordum.

Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 64 - İletişim Yayınları)Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 64 - İletişim Yayınları)
Ayşenur Atagün, bir alıntı ekledi.
47 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gramer durup Montaj'la geriye baktı. "Büyükbabam,herkes öldüğü zaman geride bir şey bırakmalı,derdi.Bir çocuk,bir kitap,bir resim,bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı ya da ekili bahçe.Ellerinin bir şekilde dokunduğu ve Ruhunun öldüğün zaman gidebileceği bir şey,öyle ki insanlar senin diktiğin ağaç ya da çiçeğe baktığı zaman seni orada görebilsinler.Ne yaptığın önemli değil, derdi,yeter ki sen ellerini onun üstünden çektiğin zaman ona dokunduğun zamanki halini değiştiren bir şey yapmış olasın.Otları sadece biçen bir adamla gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır derdi.Otşarı biçen bir adam orada hiç bulunmamış gibidir fakat bahçıvan ömür boyu oradadır.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 226 - Granger)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 226 - Granger)
Ne okuuyorum, bir alıntı ekledi.
 1 saat önce · Kitabı okuyor

"Herkes ne diyecek? Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki ..Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı? Bu yaşıma kadar en iyi zamanlarım tam manasıyla yalnız kalabildiğim günler olmuştu .. "

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 114 - YKY)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 114 - YKY)