Mahkûmun tam başının üstüne bir ayna asılmıştı. Suçlunun aydınlanması içindi bu. Bu ayna o zamana kadar kaç bin sanığı yansıtmıştı, kimbilir? Sonra, bu biçarelerin hayalleri aynadan, kendileri de yeryüzünden silinip gitmişlerdi. Okyanusların cesetleri karaya fırlattıkları gibi, ayna da kendisine yansıyan hayalleri geri gönderebilseydi, mahkeme salonu binlerce hortlakla doluverirdi. Galiba suçlunun da aklından aynı karanlık düşünceler geçiyordu. Yüzüne çarpan ışık demeti, başını kaldırmasına sebep olmuş, zavallı genç adam aynayı görünce sararmıştı. Parmaklarıyla sirke kokan otları didikleyip duruyordu şimdi.
Sayfa 65 - Altın Kitaplar Yayinevi