Kendimizi hangi hikâyelere maruz bıraktığımız önemlidir. Sürekli kötü haberlere maruz kalmak dünya ve dünyayı dolduran insanlar hakkında bizi dengeli bir görüşe ulaştırmaz. İçimizdeki iyimserliği büyütmek ve daha iyimser hikâyeleri arayıp bulmak zorundayız.
Batı uygarlığı bize 'tek başına bir ben' fikrini dayatsa da biz insanlar gruplar hâlinde var olan, beyinleri birbirine kenetli, ancak ilişkilerle büyüyen varlıklarız.
Mutsuzluk, belirli bir oranda, çocukların doğadan ayrı düşmesinden kaynaklanıyor. Hâlbuki çocuklar, dışarıda doğayla baş başa kalarak, oyunlar sayesinde yeni keşifler yaparak; çıplak elle çekirge yakalayıp, ağaçlara tırmanarak, kâh düşüp kâh koşarak, hayal dünyalarını muazzam şekilde geliştirebilirler.