biray okumuş

10/10
·241 syf.··
2026 12. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 09:05
Bu kitap ile ilgili 2. İnceleme.. 1976 yılından bu günleri anlatmak ileriyi görmek değil değişmeyeceğini görmek... Sayfalar ilerlerken bir umut duymuştum ama sonu çok sert yüzüme çarptı. Bence okuyun lütfen
Alçaktan Uçan GüvercinTarık Dursun K. · Bilgi Yayınevi · 199663 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·224 syf.··
2026 13. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 09:08
Bugün size bu kitabı önereceğim. Henüz bitirmedim ama içindeki o ağır gerçeklik, sessiz kalmama izin vermiyor: Tarık Dursun K. – Alçaktan Uçan Güvercin. Kitapta gencecik bir kızın, Menekşe’nin, kalabalık bir grubun saldırısına uğrayışını ve ardından gelen yargılama sürecini okuyoruz. Okurken zihnimden Gülistan Doku ve adaleti hâlâ aranan nice isim geçiyor. Beni en çok sarsan, yazarın o muazzam diliyle toplumun bu vahşet karşısındaki yüzünü bize göstermesi oldu. Bu sadece bir suç hikayesi değil; bir toplumun durumunu, bir hayatın nasıl el birliğiyle harcandığının hikayesi. Aradan geçen yıllara rağmen hiçbir şeyin değişmediğini görmek can yakıcı. Hikayesiyle sarsan, diliyle düşündüren bu kitabı, toplum olarak aynaya bakmaya cesareti olan herkese şimdiden öneriyorum."
Alçaktan Uçan GüvercinTarık Dursun K. · İthaki Yayınları · 202463 okunma
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 07:50
Kelimelerin bir halıya nakış gibi işlendiği bir durak: Nar Ağacı.Azam sanki hâlâ halı tezgahının başında gibi. ​Okuma grubumuzla bu ay; Tebriz’den Batum’a, Bakü’ye, Trabzon’a ve İstanbul’a kadar uzanan bir kaderin izini sürdük. Bizler, yazar Nazan Bekiroğlu ile birlikte dedesinin hikâyesine eşlik ederken, her birimiz kitaptan farklı bir sızıyla ve farklı bir heyecanla ayrıldık. Fikir ayrılıklarımız, kitabın o çok dilli ve çok kültürlü yapısıyla o kadar örtüştü ki... ​Doğu ile Batı’nın kesiştiği o ince çizgide yazar, kelimeleri öyle bir dokumuş ki savaşın soğuğu ile aşkın sıcaklığı aynı desende buluşmuş. O dokunuşu hissetmek isteyenler, bu eseri mutlaka listesine eklemeli. Setterhan 'a, Zehra'ya, Azam'a ve tüm karekterlere selam olsun.
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
9/10
·192 syf.··
2026 6. kitabı
Bugün Okumak Mutluluktur ekibiyle Yusuf Atılgan’ın hayatını ve eserlerini konuştuk. Uzun uzun Aylak Adam’ı tartıştık. Dönüş yolunda, zihnimde kendiliğinden üç figür yan yana geldi: Oğuz Atay’ın Beyaz Mantolu Adam’ı, Gogol’ün Paltosundaki Akaki Akakiyeviç ve Yusuf Atılgan’ın adı bile eksik bırakılmış kahramanı, C. Aylak Adam’ı okurken yoruldum. Yusuf Atılgan’ın ana karakterinin bir adı yoktur; romanda yalnızca C. diye anılır. Kendini “aylak” olarak tanımlar ama bu aylaklık bir rahatlık değil, bir sıkışma hâlidir. Roman bittiğinde elimde kalan duyguya isim koymak zor: eksiklik, yer tutamama, hayata bir adım geriden bakma hissi. Bu his beni Oğuz Atay’ın Beyaz Mantolu Adam’ına götürdü. Onu ilk okuduğumda gülümsemiştim; bu kez gülümseyemedim. Çünkü fark ettim ki o beyaz manto bir tuhaflık değil, bir görünürlük çabasıydı. Kalabalığın içinde “buradayım” deme isteği… C. de benim için böyleydi. O bağırmaz ama sessizliğiyle fazlasıyla görünür olur. Beyaz mantolu adama herkes bakar ama kimse yaklaşmaz. C.’ye de kimse gerçekten yaklaşmaz. Kadınlar, sokaklar, cümleler… Hepsi temas eder ama tutunamaz. Okurken C.’yi anlamaya çalıştım. Belki de bu yüzden beni yordu. Akaki Akakiyeviç için palto, var olmanın tek yoludur. Paltoyu giyince insan olur; palto gidince yok olur. Aylak Adam’da ise tam tersini hissettim. C.’nin bir paltosu yoktur. Bilerek yoktur. Onu hayata bağlayacak bir nesneyi, bir rolü, bir unvanı reddeder. Ama bu reddediş bir özgürlük değildir. Arayış devam eder. Roman bittiğinde C.’nin eksikliği kaldı bende. Beyaz mantonun göz alıcılığıyla, paltonun yokluğunda hissedilen soğuk, içimde yan yana durdu. Aylak Adam bana şunu düşündürdü: Bazı insanlar hayata katılmaz; hayat onların yanından geçer. Ve bazen bu, seçilmiş bir yalnızlık değil, kabul edilmiş bir
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
9/10
·208 syf.··
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 00:35
“Babam bahçıvandı... Şimdi bir bahçe.” ​Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm kitabının bu ilk cümlesi, insanın içine öyle işliyor ki; ikinci cümleye geçmeden önce epey durup bekledim. Son günlerin en çok satanlarından biri bu kitap. Genellikle "çok satılanları okumam" diyenlerin aksine, ben neden bu kadar çok ilgi gördüğünü merak eder, okurum genellikle..Kimini hiç beğenmem, kimine ise "iyi ki okumuşum" derim. ​Bu kitap edebi bir roman değil; içinden ne aldığınıza bağlı olarak değişen bir yolculuk. Okurken Bulgarların bize ne kadar benzer duygular taşıdığını, Borges'in mezar taşında "Sakın Korkma" yazdığını ya da 1560 yılında Pieter Bruegel’in Çocuk Oyunları tablosundaki oyunların bizim çocukluğumuzla ne kadar örtüştüğünü gördüm. ​Daha da önemlisi, bu kitap benim hiç kapanamayan yaramı açtı. Ödüllü bir yazarın değil, bir evladın samimi hislerini dinlemek istedim ve okurken gerçekten onu dinledim. Bazı kitaplar, insanın kendi hayatına açılan kapıları böyle aralıyor. ​Yazar hastalığı öğrendiğinde babası ona hep “Korkacak bir şey yok,” der. Kitap da bu teselliyle son bulur. Benim babam da hastanede, “Ben yaşadım kızım, sakın üzülme,” demişti bana..Ama biliyordum; bu söz bir veda değil, bizi üzmemek için yarım bırakılmış bir cümleydi. İçinde söylenmemiş onca şey vardı: Torunlarının diplomalarını eline almayı, düğünlerinde bir kenarda durup gururla izlemeyi, aile fotoğraflarında eksilmeden yer almayı... O istemekten vazgeçmedi aslında.. ​Şimdi düşünüyorum da, belki de benim babam da gerçek bir bahçıvandı. Bizleri büyüttü, sabırla bekledi, suladı ve budadı. Gitmesi gerektiğinde ise toprağa karışıp bize yük olmamayı seçti. ​Şimdi o da bir bahçe. ​Biz yürüdükçe iz bırakan, her hatırada yeniden yeşeren, eksikliğiyle bile yaşamı öğreten bir bahçe. Bazı
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma