Cennetin Doğusu neresi?
O hikayeden başlayalım. Yazarımız Habil ile Kabil kardeşlerin hikayesini anlatır bizlere. Araştırdığımda bu hikayenin Tevrat, İncil ve Kuran’da da yeraldığını gördüm. Habil hayvancılık yapar, Kabil ise çiftçilik. İkisi de ürünlerini Tanrıya hediye olarak sunduğunda, Tanrı Habil’inkini kabul ederken Kabil’inkine bakmamıştır. Bu sebeple de Kabil, Habil’i öldürmüş. Tanrı da ceza olarak Kabil’i Nod diyarına yani cennetin doğusuna sürüyor.
Burada Kabil’e hikayenin belkemiği olan kelime söyleniyor: Timşel.(Hükmedebilirsin)
İyilik ve kötülük senin içinde. Ama kötülüğe hükmedebilirsin. Kitapta Lee ve Samuel Hamilton’un İbranice ‘Timşel’ kelimesi üzerine tartıştığı bölümler muazzamdı.
Bu hikaye, kitap boyunca Adam-Charles ve Aaron-Cal kardeşler arasında aynı şekilde işlendi.
Charles babasına çakı hediye etmişti. Adam ise köpek. Ama Cyrus Adam’ın hediyesini sevdi. Özünde bu sebeple öfkeli olan Charles kardeşini öldürmek istedi.
Peki ya Cal? Şükran günü babasına fasulyeden kazandığı parayı hediye etmek istedi. Ama babası onu azarladı. Bana Aaron’ın üniversiteye gitmesi gibi gururlar yaşat dedi.
Aaron’a kıskançlık duyan Cal onu Cathy’in çalıştığı yere götürüp onu yerle bir etmek istedi. Habil ve Kabil’e geri döndük hep adeta.
Hikayenin safi kötüsü ise Cathy’di. Anne babasını yakması, yalanları ve planlarıyla, Yazar bize onun her zaman içinde vicdan barındırmadığını gösterdi. Adam ona: ‘Bence sen yarım bir insansın. Benim bu konuda yapabileceğim bir şey yok.’ dedi. Doğruydu.
Cal ise içinde hem kötülük hem iyilik barındırdığını anladı. İyi olmaya çalışma mücadelesi verdi. Maalesef Adam ve Aaron kötülüğün gerçekliğini reddetti. Kötülüğe kör olmak diye bir şey öğrenmiş oldum onlardan. Ne kadar sakıncalı olduğunu da.
Samuel Hamilton nasıl da tek çırpıda