Bir muhabbet esnasında iki tarafın birbirini tahrik ederek konuşmaya başladığını sezdiğimiz an hemen konuşmanın seylini değiştirsek, dikkatleri başka yöne çeksek, masum bir tebessümle aradaki buzları eritmeye çalışsak ve sonunda kimsenin kalbi kırılmasa ne hoş olur değil mi? Tabii şimdi böyle bir durumda olmadan konuşmak kolaydır diyeceksiniz ama zaten kendimizi ancak o durum olursa ölçebiliriz, bu da bir kabiliyettir ve feraset işidir. Şimdi sizlere Kanada'da yapılan bir araştırmaya göre kalbi kırık insanların bilumum hastalıklara olan meyli hakkında bilimsel konuşamayacağım zira bu konuda bir ihtisasım yoktur. Ama iman ettiğim ve yapılmış ve yapılacak bütün bilimsel verilerden daha sağlam bir delilim var: “İnsanlara yumuşak davranman da Allah’ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri onlarla müşavere et! Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et! Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever.”(Al-i İmran, 3/159).
Hasılı kelâm, alttan almak değildir marifet, marifet o yola hiç girmemek.
Selâmünaleykum