Savaşın, sessizliğin ve hafızanın üç farklı yüzü…
Agota Kristof’un “Büyük Defter – Kanıt – Üçüncü Yalan” üçlemesi, savaşın, yalnızlığın ve kimliğin birbirine karıştığı bir insanlık hikayesidir.
Aklımda ne kadar çok soru, kalbimde ne kadar çok sızı kaldığını anlatamam.
Ama sanırım Agota Kristof da bunu istiyordu: bizi rahatlatmak değil, rahatsız etmek.
Kardeşlerin kim olduğu, hangisinin yalan söylediği, hangisinin yaşadığı belki de önemsiz.
Önemli olan, bir insanın ne kadar acıya dayanabileceğini görmek.
Bu üçleme bitti ama içimde bir yer hâlâ o kasabada, o ikizlerin sessizliğinde kaldı.