"Biliyorum ki, her meslekte olduğu gibi öğretmenler arasında da ruhen eğitimci olmayan pek çok kişi var. onlar gündelikçi bile değiller. Onlar mesleklerini sevmeyen, varlıkları öğretmenliğe hakaret olan çiftlik işçileridir. Böylelerine dostça nasihatim şudur: Okulu bırakın! Kendinize başka bir iş arayın bürolara gidin, tüccar olun. Başka işler bulun, ama canlı bir ruha ve yüksek bilgilere sahip insanların bulunması gereken yerleri işgal etmeyin..."
"Ülkedeki eğitimli kesim(burada Snellman İsveçli elit tabakayı kastetmektedir), halkın eğitimsiz kesiminin(Finliler) ruhsal ve fiziksel açıdan gelişmesi konusunda birazcık da olsa ilgi göstermemektedir. Etrafına bir bak, halkın fakirliğini kendine dert eden bir yönetici bulabilir misin? Veya üniversitlerde çalışanlardan hangisi Fin köylüsünün aydınlanması konusuna kafa yormak, bu alanda bir şeyler yapmak istiyor? Daha vatanının çıkarları ile maaş, madalya gibi şeyler arasında seçim yapmak durumda kalınca vicdanını kaybeden lejyondan bahsetmiyorum bile.
... Mahkeme ve öğretim dili İsveççeyken halk kitleleri kölelikten asla kurtulamayacaktır. Bu nedenle eğitimli kesim arasında vatansever bir kimseye rastlayamazsın: onların halk arasından çıkması lazım. Ve halkın geleceğine kayıtsız olan biri vatansever olamaz... Buradan çıkan sonuç şudur: Finlandiya hiçbir şeyi zorla elde edemez, onun tek kurtuluşu güçlü bir eğitimdir."
"Rica ederim, biraz hakikatlere bakalım, mesela biz şehirliler de hükümete vergi veririz değil mi? Buna mukabil hiç olmazsa sokağımızda bozuk bir kaldırım, yollarda sönük bir lamba, evlerimizin ve şahsımızın selâmeti için mevcut olduğu söylenen bir zabıta vardır; çocuklarımızı hiç olmazsa boş gezmekten
kurtaracak bir mektep buluyoruz. Fakat sorarım size; köylü verdiğine mukabil ne alır? Yolunu kendi yapmaya mecburdur, sokakları zavallı talihinden daha karanlıktır ve mektep, yüz köyün birinde bile yoktur. Jandarma oralara asayişten ziyade vergi tahsili temin için gider. Kendimizi aldatmayalım, köylü mütemadiyen vermiş, buna mukabil hiçbir şey kelimenin tam manasıyla hiçbir şey almamıştır. Bunları itiraf etmek belki, eğer bir parça vicdanımız varsa, yediğimiz bir lokma ekmeğin boğazımızda kalmasına sebep olacaktır ve ihtimal vicdanımızın sedasını duymamak için "Köylü efendimizdir!" gibi cümleler güzel birer morfindir. Fakat hiçbir hakikati değiştirmek iktidarında değildir."