Elif Acar

Elif Acar
@birkahvebinkitapp
“Günden Geceye”, “Reverans” ve “Cam Kale” kitaplarının yazarı İnstagram hesap: Elif Acar Elif Pınar Acar
Puan vermedi·376 syf.··
2026 34. kitabı
Romanın merkezinde, terk edilmiş ya da kullanılmayan arazilere gizlice sebze meyve eken çevreci bir topluluk bulunur. Grup yıllardır idealleri uğruna mücadele ederek maddi zorluklarla ayakta kalmaya çalışır. Bir gün büyük bir heyelan sonrasında ulaşımı kesilen kırsal bir bölgede, uzun süredir değerlendirilmeyen geniş bir arazi ortaya çıkar. Kolektifin lideri Mira, bunu grubu kurtarabilecek büyük bir fırsat olarak görür. Ancak araziyle ilgilenen tek kişi o değildir. Karşısına son derece zengin, karizmatik ve gizemli bir teknoloji milyarderi çıkar. Bu adamın sunduğu iş birliği teklifi, grubun geleceğini değiştirebilecek kadar caziptir. Fakat roman ilerledikçe mesele sadece bir tarım projesi olmaktan çıkar. Güven, çıkar çatışmaları, gözetlenme hissi, idealler ile kişisel hırslar arasındaki gerilim giderek büyür. Her karakter kendi doğrularıyla hareket ettiği için, kimin gerçekten haklı olduğunu çözmek zorlaşır. Öncelikle Kül ve Tohum, Booker ödüllü yazar Eleanor Catton tarafından yazılmış; çevre aktivizmi, güç, etik ve insan doğası üzerine kurulu bir düşünsel edebî gerilim romanı. Özellikle ilk yüz sayfada ciddi sabır isteyen, sonrasında da kolay okunmayan bir roman. Kurgunun politik ve toplumsal fikir tartışmaları olay örgüsünden daha baskın. Çevrecilik, kapitalizm, güç ilişkileri üzerine sorgulamaları ve finale doğru karakterlerin yaptıkları seçimlerin sonuçlarını merak ettiğim için ben severek okudum. Ancak her okura aynı şekilde hitap edeceğini düşünmüyorum. Kitap vadettiği gerilim duygusundan ziyade karakter çözümlemeleriyle ilerliyor. Özellikle içerdiği konu alanlarına ilginiz yoksa, sıkılma ihtimaliniz oldukça yüksek. Şayet merakınızı cezbediyorsa ilginç ve farklı bir deneyim olacaktır. Karar sizin.
Kül ve TohumEleanor Catton · Domingo Yayınevi · 20266 okunma
Reklam
Puan vermedi·320 syf.··
2026 33. kitabı
Eden Fox, ressamlık kariyerinde önemli bir dönemece yaklaşırken eşi Harrison ile birlikte İngiltere’nin sahil kasabalarından birinde yeni bir hayata başlamıştır. Bir gün akşam koşusundan döndüğünde ise hayatı altüst olur: Evinin kapısı açılmaz, anahtarı işe yaramaz. Zili çaldığında kapıyı açan kadın kendi kıyafetlerini, yüzüğünü ve hatta kendi kimliğini taşımaktadır. Daha da kötüsü, Harrison bu yabancı kadının gerçek eşi olduğunu söyler. Öte yandan hikâye, Birdy adında gizemli bir kadının anlatımıyla iç içe ilerler. Birdy’nin geçmişinde çözülmemiş sırlar, aile bağları ve ölüm fikriyle ilgili rahatsız edici durumlar vardır. Zaman ilerledikçe iki kadının hikâyeleri kesişmeye başlar. Karakterler, geçmiş olaylar ve farklı bakış açıları devreye girdikçe dikkati artırmak gerekiyor. Çünkü bir noktada olaylar içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Finali gereksiz katmanlı ve akla pek yatkın değil. Kitaba yılın en kusursuz psikolojik gerilimi beklentisiyle başlarsanız hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz. Sayfaları hızla çevirip kafanızı dağıtacağınız, bol şüphe, bol sır içeren, sürükleyici bir gizem kitabı arayışındaysanız keyif alabilme ihtimaliniz yüksek. Feeney’le öldürmez-güldürmez ilişkimiz hız kesmeden devam ediyor. Kitaba dönelim; kaostan beslenen biri olarak, seviyorum ben böyle antun kuntin kaotik kurguları, yapacak bir şey yok. Ancak benim keyif almam, şiddetle tavsiye edeceğim anlamına gelmez. Yadsınamaz bir gerçek var; mantığın bittiği noktada devreye Alice Feeney girer. Yazarın diğer kitaplarından alışkın olduğumuz genel tavrı da bu; bir noktada şalteri indirir ve çözüme bodoslama dalar. Haliyle beyinler yanar. Yani beklentinizi yazarın potansiyeline göre ayarlamanızda fayda var. Zira ummadığınız taş itinayla başınıza çorap örebilir. Benden söylemesi..
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202647 okunma
Puan vermedi·468 syf.··
2026 32. kitabı
Uzun zaman önce ortadan kaybolan küçük Henry Clark’ın vakası yeniden gündeme gelir. Resmî olarak soğumuş görünen dosyada hâlâ cevaplanmamış noktalar vardır ve Charlie Parker görünenin ardında çok daha rahatsız edici şeyler olduğunu hisseder. Araştırma ilerledikçe sadece bir kayboluş değil; aile sırları, geçmiş suçlar, manipülasyon ve kötülüğün kuşaktan kuşağa aktarılması gibi temalar ortaya çıkar. Yazar kitabın bağırarak vadettiği gerilimi ve tekinsizliği doğaüstü imalarla vermeye çalışmış. Öğrendiğime göre seri genelinde de tarzı böyleymiş. Bu tempodaki atmosferik gerilimleri çok sevemesem de konuya bir şekilde dahil olmaya çalıştım. Geri planda kendime sürekli kitabın puanını hatırlattım. Yani beklenti anlamında kendi kendimi sabote ettim. Güzel de başladı aslında; bir annenin çocuğunun kaçırılmasıyla ve olası cinayetiyle suçlanması merak uyandırıyor. Ancak bir noktada konuya zerre katkısı olmayan detaylar nedeniyle ben de ipler koptu. Ne gelişme sürecinde ne de finalinde durumu toparlayamadım. Kurguya tutunabildiğim tek yer Parker karakteri oldu. Seri oldukça uzun. Hatta seri demekte yetersiz kalır; +20 kitaplık dev bir evren. Yayınevi nedendir bilinmez 23 kitaplık serinin 21. kitabı olan Karanlığın Fısıltıları ile buluşturdu bizleri. Takdir edersiniz ki polisiye bir seri için yeterince ironik bir durum. Nedenlere niçinlere girersek işin içinden çıkamayız gibi hissediyorum. Neyse ki konu itibariyle seriden bağımsız okunabiliyor. Benim de okumamın tek nedeni yazarla tanışmak istememdi. Çevrilecek diğer kitaplarına da yüksek değilim açıkçası, ilk tercihim olmaz.
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202690 okunma
7/10
·376 syf.··
2026 31. kitabı
Hikâyenin merkezinde Christine Lucas var. Christine her sabah uyandığında geçmişini unutuyor; yeni anılar oluşturamıyor ve her gün hayatına yabancı biri gibi başlıyor. Yanındaki adamın kocası olduğunu öğreniyor, kaç yaşında olduğunu yeniden keşfediyor, hatta aynadaki yüzüne bile yabancı hissediyor. Sonra bir doktor ona gizlice günlük tutmasını öneriyor ve olaylar burada derinleşmeye başlıyor. Çünkü Christine’in her gün yeniden yazdığı notlar, ona anlatılan hayatla tam olarak örtüşmüyor. Uyuyana Kadar, psikolojik gerilim türünde hafıza kaybı temasını merkezine alan oldukça atmosferik bir roman. S. J. Watson, kitabı özellikle güvenilmez hafıza ve güvenilmez anlatıcı fikri üzerine kurmuş. Kitabın bana göre en güçlü yanı; sürekli bir huzursuzluk hissi yaratması. ‘Kime güvenebilirim?’ teması iyi işlenmiş. Hafızanın kimlik üzerindeki etkisini düşündürmesi olumlu yanlarından. Ama okurlar tarafından eleştirilen tarafı da tam olarak bu. Kitapta bilinç akışı ve tekrar hissi özellikle kullanılmış. Yazar, Chris’in aynı korkuları ve sorguları sık sık yaşadığı bir yapı kurmayı tercih etmiş. Dolayısıyla psikolojik detaylara aksiyondan daha fazla yer vermiş. Bu da kitabın yavaşlamasına ve tekrarların artmasına yol açmış. Özellikle hızlı aksiyon almayı sevenler için tempo sorunu olacaktır. Anlaşılabilir bir durum. Buna karşılık salt psikoloji seven okurların da kitabın o boğucu atmosferini başarılı bulduğunu söylememiz lazım. Kitabın hemen ardından film uyarlamasını da yolculuğum sırasında izledim. Başrollerinde Nicole Kidman, Colin Firth ve Mark Strong var. Film, hikâyeyi ciddi şekilde sadeleştirerek tekrar hissini azaltmış, gerilimi daha gerçekçi ve hızlı işlemiş. Sürenin kısıtlı olması da olay örgüsünü yoğunlaştırmış. Sonuç itibariyle; film daha akıcı ve gerilim odaklı. Kitap
Uyuyana KadarS. J. Watson · Doğan Kitap · 2012848 okunma
8/10
Ünlü gerçek suç podcaster’ı Vicky Clarke, Londra’nın Blackheath bölgesinde vahşice öldürülmüş halde bulunur. Cesedi ilk gören kişi ise tesadüfen olay yerinden geçen Dedektif Erika Foster olur. Erika davaya dahil olduğunda, Vicky’nin ölümünden hemen önce oldukça hassas bir araştırma yürüttüğünü öğrenir. Vicky, Güney Londra’daki genç kız öğrencileri hedef alan bir cinsel istismar ağıyla ilgili yeni bir podcast bölümü hazırlamaktadır. Ancak araştırması derinleştikçe yalnızca eski suç dosyalarına değil; üzeri örtülmüş bağlantılara, susturulan tanıklara ve güçlü insanların saklamak istediği karanlık gerçeklere yaklaşmıştır. Soruşturma ilerledikçe olay yalnızca tek bir cinayet vakası olmaktan çıkar. Vicky’nin araştırdığı kişiler, geçmişte örtbas edilmiş olaylar, susturulmuş tanıklar ve dijital dünyada bırakılan izler Erika’yı giderek daha tehlikeli bir noktaya sürükler. Bryndza burada klasik polisiyesine modern bir katman eklemiş diyebiliriz çünkü internet kültürü ve sosyal medya vurguları soruşturmanın önemli parçalarından biri. Medya suç ilişkisi, dijital izler, özellikle de podcast + suç araştırması teması hikayeyi taşımış. Ölümcül Tanık aslında Erika Foster serisinin yedinci kitabı. Kurgunun ritmi gayet dinamik ve doyurucu. Tek eleştirim katilin motivasyonuna olabilir, fazla işlevsel ve yüzeysel geldi bana. En az başrol kadar suçlu için de derinlikli bir karakter katmanı beklerdim. Elbette bu durum genel resmi bozmuyor. Seriyi de bilen biliyor, fazla söze gerek yok. Kadın dedektifi merkezine alan, şehir atmosferli polisiye soruşturmalarının keyfi bir başka oluyor. Uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla birkaç gün hasret gidermişim gibi hissediyorum. Erika’nın inatçılığını, otoriteyle çatışmasını, sezgileriyle hareket etmesini özlemişim. Umarım serinin devamı için
Ölümcül TanıkRobert Bryndza · Yabancı Yayınları · 023 okunma
Reklam