Sena Esir

Sena Esir
@birkare_birkitap
10/10
·109 syf.··
2025 4. kitabı
Marina Sabatier veya kurgudaki adıyla Diana. Nam-ı diğer Sakar. Her gün sokakta, parkta, okulda karşılaştığımız yüzlerce çocuktan biri. Onun kısacık hayatının acı dolu hikayesi.... Uyguladıkları sistematik şiddeti zaman zaman gizleyip zaman zaman meşrulaştırmaya çalışan ebeveynlerinin, şiddetin izlerini görebilmelerine rağmen sessiz kalanların, sessiz kalmayıp geç kalanların, bu süreçte ne yapacağını bilemeyecek kadar küçük olanların ve korkak olanların el birliğiyle hazırladıkları acı sonu okuyoruz Sakar’da. Yaşadığı şiddete ve ihmale ilk şahit olanlar minik Diana’nın anneanne ve teyzesi. Diana’yı bu durumdan kurtarabilmek adına bir adım attıklarında her şey için çok geç kalmış oluyorlar. Çünkü Diana’nın ebeveynleri kitap boyu şiddetin ortaya çıkacağını hissettikleri her an izlerini kaybettirip onları tanıyan herhangi birinin olmadığı yeni bir yerde yeni bir hayata başlıyorlar. Bu taşınmalarla birlikte 3 okul değiştiriyor Diana. Öğretmenleri, okul müdürleri, okul hemşireleri, jandarmalar, sosyal hizmet uzmanları, adli tabib, hastane doktorları, sosyal hizmet memurları, komşular… Her biri şiddetin izini, şiddetin belgesini veya şüphesini görüyor, şahit oluyor. Ne yazık ki sadece görmek bir çocuğun hayatını kurtarmaya yetmiyor. Bence kitabın asıl dokunaklı olan kısmı anlatılan kurgunun 2009 yılında Fransa’da bir çocuk tarafından yaşanmış olması. Yazar Alexandre Seurat basında takip ettiği bu olaydan çok etkilenerek daha çok kişide farkındalık yaratma amacıyla yazıyor Sakar’ı. Kendisiyle yapılan bir röportajda şunları söylüyor kitaba konu olan Marina Sabatier olayıyla ilgili: “Kendimi tamamen bu vakaya kaptırmıştım, beni saplantılı hale getiren şey istismar teması değildi. Beni etkileyen şey, felaketi durdurmaya çalışan ancak hiçbir şey yapamayan çok sayıda
1000Kitap
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Reklam
9/10
·116 syf.··
2025 1. kitabı
Nasıl güzel anlatmış Melisa Kesmez aslında biten her hikayenin yeni bir hikayeye başlangıç olduğunu, en güzel çiçeklenmelerin ciddi fırtınaların ardından gerçekleştiğini... Kendi küçük fakat etkisi kendinden kat be kat büyük bir novella “Çiçeklenmeler.” Türkan’ın hikayesini dinliyoruz kendi ağzından. Türkan’a üzülüyor, kızıyor, bazen acıyor ama en sonunda baharının gelmesiyle içimizde yeşertiyoruz umutları yeniden. Üstelik tüm bunları süsten uzak yalın bir dille kurgulayıp kendi hayatınızda yaşamadığınız olaylardan tanıdığınız hislerle ayrılmanızı sağlıyor Melisa Kesmez. Türkan ilk aşkıyla bir kadının çok da hayalini kurmayacağı bir şekilde evleniyor. Evlendiğinde de biliyor aslında o evde üç kişi yaşadıklarını: O, Orhan ve Orhan’ın hiçbir zaman kapatamadığı defter, ilk eşi Rüya. Aşabileceklerine inandığı bu durumu bir süre sonra kabulleniyor. Karşılıklı duygu akışı olan bir aşk okumuyoruz. Hatta bildiğimiz sınırlarda bir evlilik de değil bu. Orhan’la Türkan 20 yıl kadar ev arkadaşlığı yapıyorlar birbirlerine. “ Ayırsan ayıramazsın, bağlasan bağlayamazsın bir evdi bizimki. İtinayla koruduğumuz sınırlar çerçevesinde kavgasız gürültüsüz, barışık geçti yıllar.” diyor Türkan da evlilikleriyle ilgili. Mutlu olup olmadığını sorgulamıyor Türkan. Bu onun bildiği güvenli alanı halini alıyor. Fakat bir gün Orhan’ın vefatıyla bu güvenli alanı da yok oluyor. Orhan’sız yeni bir hayat kurması gerektiğini biliyor elbette ama bunun için biraz zamana da ihtiyacı var. Önce ne yapacağını bilemiyor, hemen eyleme geçmek zorunda olmadığına karar verdiği noktada Orhan’ın ilmek ilmek işlediği, yoğun mesai harcadığı ama yola çıkmaya ömrünün yetmediği karavanıyla kısa bir yolculuğa çıkıyor. Ve asıl hikayesi bu yolculukta başlıyor. Yolda tanıdıkları, şahit oldukları, öğrendikleri ve karar
1000Kitap
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma