Önemli bir kıstas var ona göre bir hayatı değerlendirmek için: "Allah katındaki durumunu öğrenmek istersen, Allah'ın seni hangi işlerde kullandığına dikkat et!"
Kalp bir kere körleşti mi diğer her şey çarpıklaşır ve matlaşır. Sağlam kanıtlar ve sıkı bir temel olmaksızın zanna, yani öznel görüş veya kavrayışa göre hareket etmek de benzer bir tehlike oluşturur. Akıl, tahmini, gerçek gibi kabul edemez. İster bilimsel bir araştırma yapıyor, isterse dini inancın temelini araştırıyor olalım, hakikat iddialarımızı, zan ve tahmin üzerine bina edemeyiz. Aynı ilke insan ilişkileri ve ahlaki tutum için de geçerlidir. (Hucurât, 49:12). İmanın temeli, varsayım değil, hakikat olmalıdır.
Hikmeti olmayan hüküm kör, hükmü olmayan hikmet topaldır. Tefekkür hikmet ile hükmetmek, hüküm ile hikmeti korumak ameliyesinin bir diğer adıdır. Bunun için de yolda olmak gerekir. Yolda olmak, bize tefekkürün mehiyeti hakkında önemli ipuçları verir. Heidegger'in dediği gibi "Tefekkürün kendisi bir yoldur. Yola ancak yolda kalarak cevap veririz."
İyi, güzel ve doğrunun bilgisi olarak hikmet, en güzel ve mükemmel olanı yine doğru yöntemlerle bilmeyi işaret eder. Hikmet yolunda bilgi de yöntem de iyi, doğru ve güzel olmalıdır. Doğru bilgiye yanlış yöntemlerle ulaşamayız.
Hakikat zuhur ettiğinde, ışığını her yere yayar. Sahih bir akıl, kendi ışığını hakikatin ışığıyla birleştirir. Akıl ile erdemin, mantıksal çıkarım ile yaşamanın bütünleştiği yer de burasıdır.