"Şimdi," diye düşündü, "bir küçük ev olmalı, sıcak... Bir de şu deminki gibi çabuk kızaran soyundan, hanım hanımcık, şirin kanlı bir yavrucak. Gerisi vallahi fasa fiso... Bütün perdeleri indirirdim yağmuru görmemek için... Fazla değil üç oda şöyle, bir de mutfak... Tam bize göre vir bir kuş kafesi. Mutfakta kahve pişiren karımın şarkı mırıldanan sesi. Ve içimde ve havada ve eşyada, alabildiğine bir yaşama hevesi...”
At olalım, insan olalım, ihtiyarlığı kolay kolay üstümüze konduramayız. "Ben hep oyum." dersin. "Temizlik işleri kadrosuna ilk girdiğim zamanki kıvrak küheylanım." dersin.
Günler geçer, yıllar geçer, Şişhane'nin çöpleri birmez, o dumanlı gençlik çağı duman misali erir biter. Günün birinde talih bir ayna tutar yüzüne, aklın başından gider. "Ben bu muyum?" diye şaşarsın.