İkinci paragraf ve sonrası spoiler içerir^^
Bu kitabı hissetmek istiyorsanız kendiniz okumalısınız. Bu kitabı nasıl anlatılır bilmiyorum. Tünel ve Nehiri ilk okuduğumda sevememiştim. Hissetmemiştim yanlış zamanda okumuştum. İkinci kez okuduğumda ise Günebakan için gün sayıyordum. Kesinlikle okuyun Nurşan ve Korhan’ ı tanıyın.
Nurşan başta kimseye içindeki acıdan bahsetmiyordu. Unutmak için Eskişehir’e geldi fakat unutamayacağını kendisi de biliyordu. Nurşan’ın çabasını görünce bi an gerçekten unutamayacak ama kendisi de yaşayabilir sandım. Ta ki Nurşan gece Korhan’ın fotoğrafına bakarak ağladığını okuyana kadar. O an anladım bu kitapta çok ağlayacağımı. Nurşan’ın Korhan’a öylece sarılıp yanından geçtiği sahne çok güzeldi. Sanki hastaydı ve ilacını alıp iyileşti.
Korhan’ın yaşadıkları felaketti. Annesini yaktığı yerde şoktan ve üzüntüden ağlayamadım bile tepki veremedim. Fakat geçmişe rağmen Altan Tanyel’in mezarına gidip seni bile affederim yeter ki Nurşan geri dönsün dediğinde çok şaşırdım. Her şeye rağmen bu cümleyi kurması yaşadığı acıyı gösterdi.
Nurşanın ellerini silkeleyerek içindeki acıyı atmaya çalışması. Sanki nöbet geçiriyormuş gibiydi sanırım en çok ağladığım sahne bu sahneydi. O an yanına gidip ona o kadar çok sarılmak istedim ki.
Kitabın sonuna rağmen hissediyorum birlikte olacaksınız. İkizalev’i sabırsızlıkla bekliyorum.
İkinci paragraf spoiler içerir ^^
Çok beğendim. Gerçekten organ bağışının önemini bu kitapla daha iyi anladım. Akıcıydı iki günde bitirdim, kesinlikle tavsiye ederim okuyun.
Deniz ve Nehir unutamayacağım sizi. Öyle ağladım ki Deniz’in öldüğü sahnede. Son da Ardayla olmasını çok sevemedim sonuçta kalbinde her zaman ilk Deniz olacak. Umarım. Başta güzel değildir diye düşünmüştüm. Ama üzücü duygusal sahneler okuyup ağlamayı sevdiğimden çok etkiledi beni. Kaza sahnesi, Nehir’in Deniz’e son kez veda etmesi çok güzel yazılmıştı. İyi ki okumuşum Canan Tan’ın diğer kitaplarını da okuyabilirim umarım.
Şimdi uzaklardasın
Gönül hicranla doldu
Hiç ayrılamam derken
Kavuşmak hayal oldu...
Seni sevince pazara çıktım sevinçten.
Enginar aldım “süper enginarlar” diye bağıran adamdan.
Oturup ağladım sonra, şaşırdın.
Bu “süper” oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı.
Canımın acısıydın.