Hilal

Hilal
@birkumtanesi
Uzunca bir süre aktif kullanamayacağım. The world we knew, Won't come back The time we've lost, Can't get it back The life we had, Won't be ours again... #39608303
Geçen ayın son günlerinde Nahit Sırrı'nın karşısında oturup konuşurlarken, bunu daha iyi hissettim. Birbirine pek uygun düşen ağızlar ve kulaklar karşı karşıya geçmişlerdi. İkisi de Abdülhak Şinasi ve Nahit Sırrı'nın başarı ile dile getirdikleri bir eski dünyanın, bir eski şive ve tarzın adamları idiler. Salâh, onlardan bir adım daha bize yakın, yeniye ait, zamanı­ mıza bağlantılı idi. Bir düşünüş ve yaşayış alışkanlığı halinde olmasa bile, duruşun­ da, elbiselerinde, şapkasında, tok sesli konuşmalarında o devirden bir koku ve lez­zeti zamanımıza naklettiğini sanıyorum. Gözlerim kapalı bir müddet ikisinin ko­ nuşmalarını dinledim. Billur bardaklar birbirine çarpıyor gibi, adeta şıkırdıyorlardı. Artık bu çeşit konuşmaları her yerde duyamıyoruz. Çevremizi saran kalabalığın ortalık türkçesi, hatta bu kalabalığın üstüne yükselenlerin konuşmaları, bu sesi çok­ tan kaybetti. Evet... Bunlar galiba Hacivat'ın dili ile konuşuyorlardı. Salâh Birsel'in neler anlattığını, "şiir bir zeka işidir" derken neleri kasdettiğini artık anlayabiliriz. Hacivat ve Kamer Hanım, değişmekte olanın içinden bazı değerlerin direnmesi, bizden geleceğe birşeyler katmaya çalışan şairin şövalyece dayanmasının bir ifade­sidir.
Sayfa 88 - Tahir Alangu Yenilik Dergisi Sayı: 38 (Şubat 1956)·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Salâh Birsel'de, beğenmediği toplum düzenine karşı kızmadan, içerlemeden, dudağında iğri bir tebessüm, gözlerinde küçümseme­ den gelen parıltılarla, tepeden bakan allegoriler altında gizlenmiş bir tenkitçi ruhu­nun geliştiği görülüyor. Doğunun Batıdan gelen değerler seli altında adım adım dağılan, perişan olan iç direnmesini, siyah-beyaz sert çizgilerle tasvir ederek, bütün bir İkinci Dünya Sa­vaşı yılları boyunca anlattı durdu. Hâlâ aynı temanın üzerinde gelişiyor. Bütün gençliği, yaşama şevki, arzularına karşı, "mutluluğa hasetsiz bakabil­mek" huyu, o ince, çelebice, en ağır sözleri en zarif kılıklarda söyleyivermek onda, şiirde ve hayatta bir alışkanlık halinde.
Sayfa 87 - Tahir Alangu Yenilik Dergisi Sayı: 38 (Şubat 1956)·Kitabı okudu
Şiir
Neler oldu neler, Ne dolaplar döndü. Talebe oldum. Memur oldum. Aşık oldum...
Sayfa 87 - Tahir Alangu Yenilik Dergisi Sayı: 38 (Şubat 1956)·Kitabı okudu
Şiir
Salâh Birsel'in Odası- Tahir Alangu
Cihangir'in Sormagir semtinde, merdivenli bir yokuşun basamaklarına tu­ unmuş küçük bir apartmanın üst katında, bir penceresinden Ayaspaşa ve deniz görünen bir odası var. İzmir'in Karşıyaka'sında geçmiş ve şiirlerine bir koku halin­ de sinmiş varlıklı çocukluk günlerinin hatıralarını yadettirecek bir düzenle derli toplu. Divanı, Antep hatırası şal kumaş döşeli, etajer rafları bol sayıda fransızca ki­ taplarla yüklü, nazik bedenini soğuktan, esintiden koruyan kocaman sobası ile bir alaturka hamam rehavetine yaslanmış odası. Duvarlarda Fethi Karakaş'ın resimli- şiir sergisinden yadigar Kamer Hanımın, Hacivat’ın resimlerini seyrettik.
Sayfa 85 - Tahir Alangu Yenilik Dergisi Sayı: 38 (Şubat 1956)·Kitabı okudu
Şiir
Her Şey Gibi Bunu Da
Acılarla kaynadın Kendine yazık artık Taşı deldiğin yeter Dile geldiğin yeter Yeter bildiğin yeter Kabuğundan çık artık
Sayfa 80·Kitabı okudu
Şiir