"Devil’s Snare, Devil’s Snare... What did Professor Sprout say? It likes the dark and the damp”
“So light a fire!” Harry choked.
“Yes — of course — but there’s no wood!” Hermione cried, wringing her hands.
“HAVE YOU GONE MAD?” Ron bellowed. “ARE YOU A WITCH OR NOT?”
“Oh, right!” said Hermione, and she whipped out her wand, waved it, muttered something, and sent a jet of the same bluebell flames...
Bu kitabı hiçbir araştırma yapmadan, sadece şu alıntının* tamamını okuyabilmek için sipariş etmiştim ve pişman olamadığımı belirtmek isterim.
* Uzun bir yolculuktan sonra eve dönmek gibisin.
“Eve geri dönmek” gibisin…
Kitabın kapağını ilk kez açmak gibisin.
İçimden hiç dışarı çıkmamak gibisin.
Dümdüz bir yola alabildiğine koşmak gibisin.
..
Yaşlanmadan ölmek.. gitmeden varmak.. hiç aramadan bulmak gibisin.
İçime doğmuş orada, orada kalmış gibisin.
..
Susmak ama hep anlatmak gibisin.
Kitabı okumaya başladığımda ise o satırların gelmesini iple çekmek yerine varlıklarını bile unuttuğumu fark ettim. Olaylar ve anlatım beni çevremden soyutlayıp tamamen farklı bir dünyaya bıraktı adeta. Yeri geldi gülmekten kendimi alamadım yeri geldi hüzünlenmekten. Ama en çok da kafa karıştırıcı olması beni cezbetti. Kafa karıştırıcı diyorum çünkü kitap her ne kadar "gerçek" ve "roman" başlıklarına ayrılmış olsa da yazar okuyucusunu, bir şizofrenin başından geçenlerden neyin gerçek neyin hayal olduğunu, hatta "gerçek" başlığı altında anlatılanların dahi gerçek olup olmadığını ayırt etmeye itiyor. Beğenerek okuduğum ilginç bir romandı. :)
BuğuNihan Kaya · İthaki Yayınları · 2019871 okunma