Bana gelince; yüzyıllar içindeki en mutlu zamanlarımı yaşıyordum. Gül ve bülbül...Tenhada ve baş başa... Nereye yönelse oraya koşarak, ne zaman dursa o zaman durarak... Her zaman ve her yerde coşkulu şarkılar söyleyerek... Henüz kimseciklerin görmediği her şeyi görüyordum; davarlarını sürdüğü yerde hayat coşkuyla doluyor, ağaçlar ve taşlar, kurtlar ve kuşlar onu selamlıyorlardı. Yürüyeceği yolun dikenlerinin ayıklandığını, tırmanacağı yokuşların düze evrildiğini hissediyordum.
Gönül fikr-i hayalinle sabahlar ya Rasûlallah Olur şem'-i cemālinle sabahlar yâ Rasûlallah
(Salahi-i Uşşakî)
Gönlüm senin hayalini kurarak sabahlar ey Allah'ın elçisi; (bu hasretlik içinde, eğer) cemalinin mumu olmasa sabahlar olmaz.
Bahira: "Elbette Yahudi'yim. Amma Yahudiler son peygamberin kendi soylarından geleceğini ve İsrailoğulları'ndan olacağını iddia etmektedirler. Senin yeğenini göresiye kadar ben de böyle düşünürdüm. Lakin gördüm ki o İsmailoğulları'ndanmış. Diğerleri benim müsamahamı göstermeyebilirler. Düşünsene bir kere; senin yeğenin bütün Yahudilerin rüyasımı ellerinden alacak, onu nasıl sağ bırakırlar?"
Hakâyık ilminin sen mahremisin yå Rasûlallah
Vücüdun zahmının sen merhemisin yâ Rasûlallah
(Niyazi-i Mısrí)
Sen hakikatler ilminin mahremisin ey Allah'ın elçisi;
bu yüzden de varlık âlemindeki yaraların merhemisin.