"Yalan kelebek gibi uçarken doğru taş gibi ağır. Ve doğrunun bir dağlı havası var. Sanki dağa özgü birşey. Doğru söyleyene bir dağlılık, bir kabalık gelirken yalancı, bin pileyle dönü dönüveriyor, baş döndürüyor. Doğrucu da kafa kırıyor. Dağlı dedik ya kırıyor işte.
" insanlar bir şey görmüyor, anlamıyor, " diye şikayet edene şaşarım, kim görülmek anlaşılmak ister ki, gördüğünü kucaklayabilecek kim var ki, bir de görülmekten söz edilebiliyor.