Sanatçı ile işi arasındaki ilişkiden söz ediyorum. Sanatçılar yaptıkları işlerle özdeşleşirler. Yani onlar yapıtlarını yaratırken, yapıtları da onların bilinçlerini, ruhlarını etkiler hatta kimilerini ele geçirir. En kötüsü de bunun farkında olmamalarıdır. İşlerini yaparlar, üstelik başarı da kazanırlar; ne var ki, bu arada ruhlarında farkına varmadıkları bir travma oluşabilir. Belki de farkına varmadıkları için, bu travmanın yaratacağı tahribatı kestirmek çok zordur.
Hayat kudurmuşçasına akan bir ırmağa benzer, insanoğlu ise bu ırmağın azgın sularında yolculuk yapan bir dal parçasına. Bu yolculukta değişmeyen iki olgu vardır; ilki yalnız olduğun, ikincisi ise ne kadar uzun sürse de yolculuğunun ölümle sınırlı olması...