zehr

8/10
·68 syf.··
2026 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 21:55
Bir insanın düşünceleri, bu kadar mı hakikat dolu olur... Daha önce İslâmın Dirilişi kitabını hayranlıkla okumuş ve etkisinden çıkamamıştım. Bu kitaba da büyük bir beklentiyle başladım. Okuduğum süreçten midir bilmem akışa kendimi uyduramadım. İlerlemedi kitap. İçimde büyük bir hüzünle, günlerce kitap rafında bekledi. Bugün yaklaşık 2 saat önce yeniden elime aldım ama beklentim düşük, okuyayım da bitsin şeklinde. Soluksuz okudum ve bitti. Ve yine hayran kaldım, kendime kızdım; yanıldığım için... Kitabı özetlemek gerekirse Sezai Karakoç, Doğu ve Batı'nın ifrat ve tefritlerle dolu Dünyasının haricinde Diriliş Dünyası kurma çabası... Adaletiyle, demokrasisiyle, yaşayış biçimiyle, yargı ve yönetim biçimiyle büsbütün İslam'a uygun bir Dünya; Karakoç'un tabiriyle site... Her birimizin yürüyen İslam çağrısı olması gerektiğine değiniyor, defalarca. Günümüzdeki merhametle, İslam'ın merhametinin bile farklı olması ne kadar da acı... Kitabı okumanızı hatta Karakoç'u baştan sona okumanızı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202222,4bin okunma
Reklam
9/10
·456 syf.··
2025 19. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 00:00
Merak uyandıran, sürükleyici ve yalın bir dile sahip bir Ahmet Ümit romanı… Çocukluktan beri dost olan üç adamın hikâyesini okuyoruz. Aralarından en deli dolu ve bekar olan Kenan, ölümsüz olma fikrine takıntılıdır. Buradaki ölümsüzlük, bedensel değil; adının ve şanının asla unutulmaması... Asıl mesleği avukatlık olan fakat sigorta şirketi de bulunan Kenan, sanat merakının da etkisiyle Beyoğlu’ndaki kapanmış cinayet dosyalarını yeniden canlandırmaya başlar. Bir ekip kurar, figüranlarla cinayet sahnelerini fotoğraflar. Ancak zamanla içlerinden bir olay dikkatini çeker ve peşine düşer. Bu yolculukta arkadaşlarını da sürükler. Kitapta çözülmeye çalışılan cinayet, oldukça sürükleyici bir kurguyla ilerliyor. Benim de katil olduğundan şüphelendiğim bir karakter vardı fakat finalde öyle bir sürprizle karşılaştım ki, son sayfalarda tüm tahminlerim boşa çıktı. Özellikle son sekiz sayfada olay örgüsünün bir anda değişmesi, bana finali hızla bağlanan bir dizi izliyormuş hissi verdi. Bu noktada biraz yabancılık çektim ama yine de romanı büyük bir keyifle okudum. Hiç sıkılmadan, merakla ilerlediğim bir eser oldu. Polisiye sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201932,8bin okunma
Spoi içerebilir!
6/10
·104 syf.··
2025 18. kitabı
Mustafa Kutlu'dan okuduğum ilk kitaptı. Başlangıç için uygun mu değildi yoksa yazarın genel olarak tarzı mı bu, bilmiyorum. Yoğun bir şekilde betimleme yapılmış. Sayfa sayısı az fakat başlangıçta diline alışırken sıkıldığımı hissettim. Kitap'ta Süheyla ve Engin'in aşkından bahsediyor. Süheyla ve Engin'in yaşam stilleri çok farklı. Engin zengin bir iş adamı, Süheyla ise orta halli kendi halinde bir genç kız... Engin'e olan duygularının ona zarar verişi, Süheyla'yı bir arayışa sürüklüyor. Hayatını bir anda minimalize eden ve Allah'a yönelen Süheyla'yı annesi ve en yakın arkadaşı dahil herkes eleştirmeye başlıyor. Bir düğünde Süheyla ile karşılaşan Engin, Süheyla'nın giyim tarzının değişmesine bile şaşırıyor ama yine de onu konuşmak için yemeğe çağırıyor. Fakat dini hassasiyetlerinden ötürü bunu uygun bulmayan Süheyla reddediyor ve Engin'e dünya için yaptığı her şeyi bırakıp -doğru bir şekilde- onunla olmasını teklif ediyor. Engin herhangi bir şey söylemese de bu teklif onu da bir arayışa itiyor ve yaşadığı hayatı sorgulamaya başlıyor. Temelde verilen mesaj güzeldi, okunabilir ve anlaşılır. Sadece betimlemelerin yoğunlu beklentimi karşılamadı. Keyifli okumalar...
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Spoiler içerebilir!
Puan vermedi·183 syf.··
2025 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 22:45
Okumaya geç kaldığım, iyi ki okumuşum dediğim bir romandı. Küçük Zeze'nin trajik yaşamını okurken, çocuklara fazla yüklenildiğini hatta her bireye her zaman "yaşından olgun davranması gerektiği" noktasında bir baskı uygulandığını bir defa daha anladım. José Mauro de Vasconcelos yazdığı Şeker Portakalı'nda dram ağırlıklı bir dil kullanmış ve her yaşın okuyabileceği tarzda bir çocukluk romanı yazmıştır. Yoksulluğun gölgesinde geçen çocukluk yıllarında, sevgiye ve anlaşılmaya duyulan özlemi anlatan bu roman; küçük Zeze’nin yüreğinden geçenleri, hayal gücünü ve derin yalnızlığını son derece içten bir dille aktarıyor. Zeze, çevresindekiler tarafından yaramaz olarak görülse de, aslında duygusal, zeki ve sevgi arayan bir çocuktur. Herkes onu döver, azarlar; fakat bir tek ablası Glória, onun iç dünyasını görmeye çalışır. Glória, Zeze’nin sığındığı nadir limanlardan biridir. Zeze, evde sevgi bulamadığında, aradığı dostluğu bahçedeki bir şeker portakalı fidanında bulur. Fidanla konuşur, hayal kurar, ona sırlarını açar. Ama asıl dostluğu, hayatına ansızın giren Portuga (Portekizli adam) ile yaşar. Bu yaşlı adam, Zeze’yi yargılamadan dinleyen, onun dünyasına saygı duyan ve ona sevgisini gerçekten hissettiren tek yetişkindir. Zeze'nin Portuga ile kurduğu bağ, hayatındaki en saf ve en gerçek ilişkidir. Ama tıpkı gerçek hayat gibi, bu bağ da acı ve kayıpla sınanır. “Şeker Portakalı”, sadece bir çocuğun değil, bir insanın içsel büyüme hikâyesidir. Acının, kaybın ve sevginin nasıl şekil verdiğini anlatır. Zeze ile birlikte hem gülümsüyor hem de kalbinizin en derinine işleyen bir hüzünle baş başa kalıyorsunuz. Bazı kitaplar sadece okunmaz, yaşanır. "Şeker Portakalı" da işte tam olarak öyle bir kitap...
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,1bin okunma
5/10
·118 syf.··
2025 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 10:06
Yazar, her kesimin kolaylıkla okuyabileceği anlaşılır bir dile sahip. Beklenilenin aksine, erteleme alışkanlığından kurtulmanın yollarını değil ertelemenin gayet doğal olduğunu ve erteleyicilerin de hayatta başarılara imza atabileciğinden bahsediyor. Kitabı okuduktan sonra, sistematik bir erteleyici olduğumu fark ettim. Ve yazar da kendini sistematik bir erteleyici olarak görüyor. John Perry ertelemekle başa çıkmanın yolunu kendisinin de bulamadığını ama "Erteleme Sanatı" ile alakalı yazdığı makalenin yoğun ilgi görmesi sebebiyle bunu bir kitap haline getirmeye karar verdiğini ve amacının insanlara kötü hissettirmekten ziyade erteleyici olmalarının bir kusur olmadığını anlatarak, mutlu olmalarını, iyi hissetmelerini sağlamak olduğunu söylüyor. Kitap fevkaledeydi diyemem ama kötü de değildi. Düşüncelerine saygı duyuyor ve hak veriyorum. Ertelemek bir kusur değildir. Ve yazarın deyimiyle "Ertelemeyle başa çıkmanın en iyi yolu belki de ertelemeyenlerle işbirliği yapmaktır." Keyifli okumalar...
Erteleme SanatıJohn Perry · Sel Yayıncılık · 2014894 okunma