Ve Kudüs şehri. İçiyle ruhuyla suskun
Göklere kaçmış hayaliyle
Bir pervane gibi ışığa uçmuş gönlüyle
Bir başka aleme göçmüş hakikati
Tanrı katına varmış
İki elini kavuşturup divana durmuş
Hüküm istemiş
Pek çok ebeveyn söylediği her şeyi yapacak çocuklar hayal eder ama çocukları sindirerek itaate zorlamak hiç de iyi bir yöntem değildir. Ofislerde ve devlet dairelerinde sallabaşı, al maaşı düşüncesiyle çalışan, patronlara veya amirlere asla karşı çıkmayan insanlarla her daim dalga geçtik. Peki, aynı düşünceyle yaşayan çocukları gözümüzde ideal kılan nedir?
Çocuk yetiştirme konusundaki egemen sorun müsamahakarlık değil, müsamaha gösterme korkusudur. Çocukları şımartmaktan o denli çekiniyoruz ki sonunda aşırı kontrolcü yaklaşımlar benimsiyoruz.
Ailenin onayını ve sevgisini kazanabilmek için bazı koşulları sağlaması gerektiğini düşünen çocuklar sonunda kendini sevmeyen bireylere dönüşüyorlar. Bu da sonuçta, ergenlik çağında bir tür "sahte benlik" oluşturmalarına, diğer bir deyişle ebeveynlerin seveceği türden biri gibi davranmalarına neden oluyor. Ebeveynlerden kabul görmek için sarıldıkları bu yararsız stratejinin sonunda ise ruhsal çöküntü, umutsuzluk duygusu ve gerçek benlikle bağlantının kopması gibi sorunlar onları bekliyor.