İlk kitabın yorumuna baktıysanız ortaya çıkan bir üvey kız kardeş ve sessiz adamımız Isaiah var demiştim. Kitap bu ikisinin kitabı ama tabi ilk kitaptaki karakterlerde var, çünkü çözülmemiş bir olay var.
Genevieve'in annesi bir otelde ölü bulunuyor ve katili de eski motor kulübü başkanı, ilk kitaptaki Dash'in babası Draven sanılıyordu. Daha bunu tam anlamıyla kanıtlayamazlarken de Bryce ve Genevieve'in kaçırılmasıyla işlerin boyutu değişiyordu. Kaçırıldıkları ormana onları kurtarmaya gittiklerinde bişiler oldu. Dash Bryce'ı kurtarırken, kulübeye kaçan Genevieve'i de Isaiah kurtardı ama ne kurtarma adam öldürmeli, sonra da kulübeyi yakmalı. Kulübede nerdeyse tecavüze uğrayacak olan Genevieve'i kurtaran Isaiah zaten geçmişte hapis yattığı ve tekrar içeri girmekten korktuğu için yasalar karşısında güçlü olabilmeleri adına Genevieve'in teklifiyle pat diye evlenirler. Ee tabi bu habere herkes şok. O gün ormanda olanları da kimseye anlatmadıkları için herkes doğal olarak şaşkın. Tamirhane üzerindeki küçücük dairede yaşamaya başladıkları zamanda hayatlarında her şey değişmeye başlar.
Genevieve; annesinin ölümünü hala atlatamazken, hiç tanımadığı bir babası ortaya çıkmışken üstüne bir de Dash'ın ona olan ters davranışlarıyla mücadele ederken bir yandan da hala ne annesinin katili ne de onları kaçıran kişi bulunmuştur, yani hala tehlikededirler ve yavaş yavaşta kocasına aşık oluyodur.
İnanın Genevieve çok cesur özellikle Isaiah'a göre. İçten konuşmalariyla beni bitirdi ve bana göre çok pasif kaldı. Onun da geçmişinde yaşadığı acı bir olay kendini suçlamasına sebep olmuş bunu anlatana kadar zaten kitabın sonuna geldik gerçekten dhhfhdhd. Ama o da kendine olan inançsızlığını, güvensizliğini Genevieve ile kırdı çünkü o da karısına aşık oldu artık. Tam aralarında her şey
Ahh benim bu bi yazarın bir iki kitabını beğenince yazdığı tüm kitapları okumakla ilgili gaza gelmelerim. Gaza geldim tamam bari doğru kitaplarla gaza gelseydim olabilecek en yanlış kitabıyla devam ettim sanırım. Ve kitaplarının yayın tarihlerini kontrol etmedim ama bu serisinin ilk yazdığı kitaplardan olduğunu düşünüp teselli bulmak istiyorum zira bu kadar kötü bi kitabın diğer sevdiğim iki kitabıyla aynı kişi tarafından yazılmış olmasına düşünebildiğim en makul ihtimal sevgili yazarımız bu seriyi ennn başlarda şöyle bi kısacak bişiler çiziktiriyim belki birileri sever bana da yazacağım diğer kitaplar öncesi bi alıştırma olur filan die düşünmüş olması. O kadar kötüydü ki bu serisi kısacık her yerinden klişeler akan patron asistan ilişkisi doğru düzgün bir konusu bile olmayan varsa çok boş vaktiniz kötü bişiler okumak isterseniz buyrun yoksa kitapları gördüğünüz yerde koşarak uzaklaşın.
Selfish SuitWhitney G. · Whimstery Media · 20251 okunma
ya ne şehrazadmış ne halitmiş arkadaş kız inanılmaz bir intikam motivasyonuyla gidiyor 3 günde adamın kara kaşı kara gözüne vuruluyor yetmiyor ölen arkadaşını fln da unutuyor ve bunların hiçbir temeli yok yani hadi adamın bi olayı olsa neyse de kitap boyunca halit sanki konuşamıyor gibi konuşsa da bi olayı yok dünyanın en sıkıcı adamı ve yani sanki tarıkla bişiler yaşamamış gibi birden satıyor onu onu geçtim yok neymiş işte halitin yatağına tek girdiği kız buymuş sonlarda bunu öğrenioz hadi halit başta sevdi bunu geldi bunlar birlikte oldu tamam ama yine de tecavüz gibi bişeydi ne şehrazad zevk aldı ne halit hem şehrazad isteyerek değil onun güvenini kazanmak için birlikte oldu halitle iğrençti yani biz şey mi dicez ama onu istemiş tek onun odasına gelmiş evlenince fln tamamen meşrulaştırmak için neyse burayı geçelim genel olarak hep şehrazadın zekasını güzelliğini fln dinlioz ama bu kadar yani kız direkt davasından fln vazgeçebilen derinliksiz bir karakter
Gazap ve ŞafakRenee Ahdieh · Pegasus Yayınları · 20171,382 okunma
Köpek mi adam mı? Tartışılır. O köpek adam. 🫨🫨🫨🫨 Yaşa köpek adam. Çok zeki bir köpebu köpek adam. O bir star bişiler bişiler. Bölüm bölüm güzel kitap "Dav Pilkey"
Köpek AdamDav Pilkey · Altın Kitaplar Yayınevi · 2018282 okunma
"Benden hayatımı isteseydin, emin ol ki altın bir tepside sana sunardım."
Herkese merhaba kitap arkadaşlarım
Metal Bükücü'yü okudunuz mu? Baskısı, kapağı bence çok güzel olmuş, güzel de başladı. İlerlerken bazı kısımlar çok hızlı geçti ya da nasıl desem bölümlere geçerken mi bi tuhaflık vardı onu tam anlatamıyorum ama bence bişiler tam oturmuyordu gibi geldi hep bana.
Şimdiiii, azıcık konusuna gelelim. Karadan uzak hatta karadan koparılmış sadece suyun üzerinde yaşayan bir halk var, öyle ki yemeleri, içmeleri, yaşamaları sıkıntılar içinde olan bir halk (tabi durumu iyi olan üst kitle de var) bunların arasında yaşayan Brynn adlı bir kızımız var. Kralın oğlu Kai'nin gözdesi. Ailesini kaybeden, kral ile kraliçe tarafından büyütülen ve geçmişine dair hiçbir şey hatırlamayan biri Brynn. Tek amacı bir muhafız olmak hatta tek hayali. Bunun için de çok çalışmış. Ama ayda yılda karaya ayak bastıkları bir gün, zaten herkesin tuhaf baktığı düşman sınırında, karşı taraftan Acker isimli bir muhafız onu hırsızlıkla suçlar. İşte bundan sonrası zaten olayların karıştığı kısım olacak.
Okyanusa, evlerine döndüklerinde olayların sonuçlarına kendilerini hazırlayamadan peşlerinden Acker gelir. Yakalanıp tutsak edilir aslında ama Brynn'ı Acker'a çeken bir şeyler vardır. Saklanarak zindana Acker'ın yanına gittiğinde Acker, Brynn'ı geçmişten tanıdığını, yıllardır onu aradığını hatta annesinin hayatta olduğunu ve aslında bir prenses olduğunu söyler. Kai'yle büyüyen, onu seven, onunla evlenecek olan Brynn, geçmişini öğrenmek için doğduğu yere gitmek amacıyla Acker'ı zindandan kurtarır ve birlikte kaçarlar. Bu kısımlar çok hızlı.
Çoğu kişinin büyüsünün yanında Brynn'ınki de ortaya çıkmaya başlar. Bir şekilde fırtınalardan, başka bir düşman sınırından hatta yaralanmalardan sonra Acker'ın
Metal BükücüRachel Schneider · Juno Kitap · 202652 okunma
Öncelikle kitabın genel olarak akıcı olmasına rağmen, son 35 sayfa, yani sonsöz ve son anılar olarak belirtilen kısmı ve o kısımdan önceki son 50 sayfa civarını okurken sıkıldım. Çok fazla betimleme ve gereksiz kelime varmış gibi geldi gözüme, uyumadan önce okumuş olmamın da etkisi olabilir tabii.
Şimdiii küçük bi karakter yorumlaması çünkü okuldayım ve bol bol zamanım var ve sıkıldım.
İlk en sevdiklerimden bahsetmek istiyorum biraz. İhmenev bana çok sıcak geldi niyeyse. Seksenlerdeki fehmi baba gibi hissettirdi. Kızını içten içe çok sevmesi ama bir türlü affedememesi, gururuna yedirememesi çok tatlı geldi bana. Zaten sonrasında barıştılar.
Nelliyide sevdim denilebilir ama bazen çok yorucu oluyodu ve yorucu karakterleri okumakta zorlanıuorum. Ama elinde olan bişey değil tabi çok yaralanmış napsın
Açıkçası bunlar haricinde çok sevilcek biri gelmiyo aklıma. Kitabın ivan petroviçin ağzından yazılmasına rağmen çok pasif bi karakterdi bence yokluğu varlığı birdi ama onuda sevdim diyebilirim. Nataşaya duyduğu aşka rağmen kendini dizginlemesi ve kötü düşüncelere kapılmaması, ona her zaman bir abi gibi yaklaşması, hep affetmesi ve iyiliğini istemesi çok yüce hareketlerdi bence. Romanın en saf yürekli karakteri diyebilirim sadece dediğim gibi çok pasif kaldı.
Nataşa ve alyoşa başka bi mesele hayatımda daha yorucu toksik bi ilişki okumamıştım sanırım. Alyoşa çevresi tarafından bebek gibi görülüp şımartıldığı için iradesini zorlamıyo, ne eserse onu yapıyo ve anında pişman olup nataşayı üzdüğü için ağlıyo. Bi evlenme kararı alıyolar bi diyolarki sen katyanın yanında daha mutlu olursun. Çok toksikti zaten onlardan olmicağı belliydi.
Açıkçası ben alyoşayla katyanın olmasını daha doğru buldum çünkü alyoşa gerçekten katyayı daha samimi seviyodu, elinde olmadan seviyodu
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma