Milyonlarca insan fiziksel, zihinsel ve ahlaki olarak çürüyor. Pis kokusunu ise kimse duymuyor. Herkes alışmış ve kabullenmiş. Her şeyin zaten böyle olması gerektiğini düşünüyorlar.
Böyle mi olması gerek?
Ne istiyorsunuz? Okulun, kitabın olmadığı; mutlu, güzel ve sağlıklı bir hayatın inşasına dair bir davetin duyulmadığı halk kitlelerinden ne isteyebilir, ne bekleyebilirsiniz?
Dinde böyledir. İlk olarak dindarlık; bunu hissetmek sonrasında din; bu duygunun ortaya çıkışı ve tarifi. Ve dinin özü ibadetlerde formüllerde veya ayinlerde değildir. O da lazımdır elbet. Bunların hepsi derin felsefi ve sanatsal bir manaya sahiptir.
Lise öğrencilerimiz sıklıkla sınav sonrası toplanıp tören havası içinde okul kitaplarını yakar. Neden peki? Bu ne anlama geliyor?
Çünkü manen ölü okulumuz canlı fikirler yerine sıkıcı okul formüllerinin tozunu veriyor öğrencilerine. Öğrenme arzusunu uyandırmıyor.