Bugünlerde boş kafalı insan çok uzaktan bakıp bir şey sanırsın biraz yaklaşınca içinin kof olduğunu anlarsın içi yenmiş deniz kabukları gibidir böyleleri. Kendimizi eğitip ruhumuzu inceltmemiz gerek ama esaslı bir bileği taşını nereden bulacağız? İşte asıl mesele bu.
Her şeyi sessizdi en ufak bir gürültü. Bir kuşun kıpırdanması ya da düşen bir yaprak garip bir şekilde yankılanıyor insanı ürkütüyordu ama sonra yine sessizlik hareketsizlik başlıyordu bütün dünyayı saran sessizlik içimize de doluyordu böyle anlarda en arı en ince düşünceler doğar insanın içinde ama bunlar tıpkı bir örümcek ağının iplikleri gibi öylesine saydamdırlar ki bunları sözcüklerle ifade etmenin olanağı yoktur kayan yıldızlar gibi bir an parlar sonra silinir giderler tatlı ve heyecan verici bu düşünceler insanın ruhunu belirsiz bir özlem ve hüzünle doldurur yakarlar ruh kanayan ve eriyen bir maden gibi kesin biçimini alır gerçek yüzü insanın böyle oluşur.
İçimdeki sevgi yavaş yavaş sönüyordu. Yüreğimde sevginin yerine zehirli öfke alevleri tutuşuyor bu saçma bulanık dünyada ağır bir öç duygusu ve küllenen bir ateş gibi için için tek başına kalmanın ateşi yanıyordu