Bazı kitapları bir an önce bitirmek istersiniz; çünkü anlattıkları sizi öylesine içine çeker ki sonunu merak edersiniz. Ama son sayfaya yaklaştıkça da yavaşlarsınız; çünkü bu yolculuğun bitmesini istemezsiniz. ‎Benim için Su Arayan Adam tam olarak böyle bir kitaptı. ‎Şevket Süreyya Aydemir, kendi yaşam hikâyesini anlatırken aslında bir neslin ve bir ülkenin dönüşümünü de anlatıyor. Meşrutiyet'ten başlayıp Birinci Dünya Savaşı'na, Kurtuluş Savaşı'ndan Cumhuriyet'in ilk yıllarına ve inkılaplara uzanan süreci; sloganlara sığınmadan, yaşanmışlıkların içinden, son derece dengeli ve düşündürücü bir bakışla aktarıyor. ‎Yakın tarihimizi anlamak isteyen herkesin okuması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu kitap sadece geçmişi anlatmıyor; bugün yaşadığımız pek çok şeyin köklerini de gösteriyor.
Desteğinizi İstiyorum
Merhabalar henüz 13 yaşındayım ve kitap yazmaya karar verdim 60-70 sayfalık bir novella yazmaya başladım muhtemelen temmuz ayına kadar bitmesini bekliyorum.Kitabın ana fikri:Bir insanın elde edip edemeyeceği bile belli olmayn bir husus için,hâlihazırda elinde olan ve arzusundan daha önemli olan şeyleri riske atıp kaybetmesidir.Sizden destek bekliyorum ama maddi bir destek değil birileri bana Telif hakları,basım,ISBN alma,yayın evine başvurma,kitabevine dağıtma gibi süreçlerle beni bilgilendirirlerse çok mutlu olurum.Bu süreçleri öğrenirsem maddi olarak Allah'ın izniyle altından çıkarım.Şimdiden çok teşekkürler.
Ben ve Duygularım
Reklam
Keşke şu final haftam bitse ve tekrardan kitap okumaya dönebilsem o kadar çok istiyorum kii (benim gibi sınavlarının bitmesini bekleyen kaç kişi var acaba ? ໒꒰ྀི ˶> ˕ <˶꒱ྀི১)
1000Kitap
Bazen kitap bitmesin istersin öyle bir duygu işte. Bu evdeki temizlik gibi değil ya da bitmesini istediğin bir sınav konusu gibi hiç değil... Rüzgar Gibi Geçti 😑😑
Kabil’in Kürsüsü
Derya’nın evliliği bitirmek için bulduğu bahane ne kadar hafifse, Zebercet’in onu yok etmek için kuşandığı nefret o kadar ağırdı: Her şey salondaki bir yapay çiçek yüzünden başlamıştı. Gece yarısını çoktan geçmişti. Salondaki eski ahşap saatin tik takları evin içindeki ağır ve tekinsiz sessizliği her saniye daha da derinleştiriyordu. Zebercet, pencerenin kenarındaki gölgelerin arasına sinmiş parmaklarının arasında sönmüş duran sigaraya bakıyordu. Kafasının içi akşamüstü yaşanan o absürt, o inanılması güç tartışmanın uğultusuyla doluydu. Her şey Zebercet’in akşam eve gelirken salona koymak için aldığı sıradan bir yapay çiçek yüzünden başlamıştı. Derya çiçeğe bakmış, "Ben evimde böyle sahte, ruhsuz şeyler istemiyorum. Hayatımı da bu plastik yapraklar gibi soldurdun zaten. Artık dayanamıyorum; sırf bu çiçeği bile sormadan eve getirmen senin bencilliğinin kanıtı. Boşanmak istiyorum," demişti. Görünüşte her şey bir yapay çiçek yüzünden çıkmıştı; o kadar saçma, o kadar fındık kabuğunu doldurmayacak bir nedendi ki bu... Ama Zebercet için bu saçmalık, arkasındaki o korkunç gerçeği gizleyen bir paravandı. Derya bu incir çekirdeğini doldurmayacak bahaneyle ondan kopmak, bu evden gitmek istiyordu. Derya mutfağa doğru su içmeye giderken Zebercet’in zihnindeki o asıl karanlık, o saplantılı dehliz açıldı. Onu asıl çıldırtan öfkeden deliye döndüren şey ne o uyduruk çiçek bahanesiydi ne de evliliğin bitmesiydi. Zebercet’in zihni, tamamen tensel bir mülkiyetçiliğin pençesindeydi. Derya’nın bedenini; o güne kadar yalnızca kendisine ait olmuş ve bundan sonra da yalnızca kendisine ait olması gereken bir haz kaynağı olarak görüyordu. "Boşanmak" demek, Derya’nın o evden çıkıp gitmesi demekti. Yani o tenin, o dokunuşların, o yatak odası sırlarının bir başkasına açılması demekti. Zebercet
Duygu ve Düşünce
Bazı Ayrılıklar Bir Kitabın Bitmesinden Daha Hüzünlüdür...
Uzun yıllardır içinde bulunduğum bu kitap sitesi, benim için sadece kitapların konuşulduğu bir yer olmadı.. dostlukların kurulduğu, izlerin bırakıldığı bir mekân oldu. Zaman geçtikçe eski arkadaşların birer birer ayrıldığını görmek, kapanan bir kitabın son sayfasını çevirmek gibi geliyor. İnsan en çok da alıştığı seslerin, tanıdığı isimlerin eksikliğini hissediyor. Demek ki geriye sadece okunan kitaplar değil, birlikte geçirilen güzel zamanlar da kalıyormuş.
Reklam
Reklam