Kaşif Dora

Kaşif Dora
@biyolofil
Papatyalar ve Anna Karenina
…seviyor, seviyor, seviyor…
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kitap Arası Paraleller-Vassaf//Vonnegut
Cehenneme Övgü: “Fotoğraf makinesinin kullanılışı, kuramsal olarak, tüfek ya da tabancanın kullanılışından farksız: Tüfek maddeyi parçalayarak imha ederken, fotoğraf makinesi de objektiften görülen nesneyi kendi bağlamından soyutlayarak yok ediyor.” Slaughterhouse Five: “The photographer wanted something more lively, though, a picture of an actual capture. So the guards staged one for him. They threw Billy into shrubbery. When Billy came out of the shrubbery, his face wreathed in goofy good will, they menaced him with their machine pistols, as though they were capturing him then.” Bir de bir kitapta daha benzer bir şey okumuştum sanırım-niyeyse (gaipten) Görme Biçimleri’ndeymiş gibi hatırlıyorum-ama bir türlü bulamadım.
“Evvela, kim bu biz?”
“Evvela, kim bu biz?” Bulgakov’un Köpek Kalbi kitabından bir alıntı (s. 27). Bir arkadaşımın bana olan sözünü unutmuyorum: “Lütfen totaliter biçimde benimseme beni.” Kendisi, Cehenneme Övgü’yü birlikte okuduğumuz kişi. :> O yüzden Cehenneme Övgü’den de “biz” hakkında bir kesit paylaşmak istiyorum (Bu arada, eğer “Biz” deyince aklınıza bilim kurgu kitabı olan “biz” geliyorsa “siz” bu sistemden sıyrılmışsınız.): “Taraf seçmek, insanı gelişmekten, denemeler yapmaktan, iletişim kurmaktan alıkoyar. Taraf seçmekle, içine hevesle kendimizi hapsettiğimiz gettolar kurmuş oluruz. Öteki, yanlış taraftadır. O, bizlerden biri değildir. Biz üstünüz. Onlar bizden aşağıda. Bizim tarafla ilgili her şeyi ezbere biliriz. İnançlarımızı, görüşlerimizi, erdemlerimizi, gece gündüz, değişmeyen bir nakarat gibi yineleriz. Şüphe, moralimizi bozar. Takım ruhuna ters düşer. Her türlü kuşku aidiyet duygumuza gölge düşürür ve bizi kaybolmuşluğa doğru götürür. Seçmek, bir yere ait olmak demektir. Ait olmakla da dostluklar kazanırız. Aksi halde toplum dışına itilmiş oluruz. Ama seçmekle ve ait olmakla da, kendimizi inceleme ve bir perspektif sahibi olma şansından yoksun kalırız. Ait olmak yüzünden, kendi portremizi yapma yeteneğimizi yitiririz. Seçtiklerimize kendimizi öyle kaptırırız ki, ‘ben’ yani birey ile bir yere ait olan ‘biz’ arasındaki ayrım giderek belirsizleşmeye başlar. Üstelik, o ‘ben’ ile seçilen şey de giderek birbirine dolanır. Seçilen nesne ya da tarafla özdeşleşme, o nesne ya da tarafın algılanışını değiştirir. Her seçim, insanın kendisine ilişkin algılamasını değiştirdiği gibi, objeye ilişkin algılamasını da değiştirir.”
İçimizdeki Şeytan
Okuduktan birkaç ay sonra sabaha karşı gelen “İçimizdeki Şeytan” alıntıları paylaşma perileri… Sabahattin Ali dehşet bir adam. Aşk romanı kılığındaki eleştirileri, buna rağmen sadece iki insanın paylaşabileceğini düşündüğüm özel anları bu kadar tutarlı ve samimiyetinden ödün vermeden dillendirebilmesi-karakterleri atomlarına ayırmasına girmiyorum bile. Roman güncel tarihte bitirilip bugün yayımlandı dense yadırganmaz. ( Bu alıntının fotoğrafını ekledim çünkü kendisi bir arkadaşımı gülerken görmemi sağlamıştı. :> Sabah devam edeceğim alıntılamaya, 8.30 dersi için uyanabilmek dileğiyle…)