“Evvela, kim bu biz?”
Bulgakov’un Köpek Kalbi kitabından bir alıntı (s. 27).
Bir arkadaşımın bana olan sözünü unutmuyorum: “Lütfen totaliter biçimde benimseme beni.”
Kendisi, Cehenneme Övgü’yü birlikte okuduğumuz kişi. :> O yüzden Cehenneme Övgü’den de “biz” hakkında bir kesit paylaşmak istiyorum (Bu arada, eğer “Biz” deyince aklınıza bilim kurgu kitabı olan “biz” geliyorsa “siz” bu sistemden sıyrılmışsınız.):
“Taraf seçmek, insanı gelişmekten, denemeler yapmaktan, iletişim kurmaktan alıkoyar. Taraf seçmekle, içine hevesle kendimizi hapsettiğimiz gettolar kurmuş oluruz. Öteki, yanlış taraftadır. O, bizlerden biri değildir. Biz üstünüz. Onlar bizden aşağıda. Bizim tarafla ilgili her şeyi ezbere biliriz. İnançlarımızı, görüşlerimizi, erdemlerimizi, gece gündüz, değişmeyen bir nakarat gibi yineleriz. Şüphe, moralimizi bozar. Takım ruhuna ters düşer. Her türlü kuşku aidiyet duygumuza gölge düşürür ve bizi kaybolmuşluğa doğru götürür. Seçmek, bir yere ait olmak demektir. Ait olmakla da dostluklar kazanırız. Aksi halde toplum dışına itilmiş oluruz.
Ama seçmekle ve ait olmakla da, kendimizi inceleme ve bir perspektif sahibi olma şansından yoksun kalırız. Ait olmak yüzünden, kendi portremizi yapma yeteneğimizi yitiririz. Seçtiklerimize kendimizi öyle kaptırırız ki, ‘ben’ yani birey ile bir yere ait olan ‘biz’ arasındaki ayrım giderek belirsizleşmeye başlar. Üstelik, o ‘ben’ ile seçilen şey de giderek birbirine dolanır. Seçilen nesne ya da tarafla özdeşleşme, o nesne ya da tarafın algılanışını değiştirir. Her seçim, insanın kendisine ilişkin algılamasını değiştirdiği gibi, objeye ilişkin algılamasını da değiştirir.”