Çocuklar ne istediklerini bilmezler. Bütün eğitimciler bu konuda hemfikir. Ama yetişkinler de bu dünyada çocuklar gibi sendeleyerek dolaşır, onlar gibi nereden gelip nereye gittiklerini bilmezler.
Şu zavallı varlığımızı sürdürmekten başka hedefimiz yok salt ihtiyaçlarımızı gidermekle uğraşıyoruz, başka bir şey yaptığımız yok. İçimizin rahat ettiği zamanlardaki sakinlik boyun eğişten geliyor. Böylelikle zindanlarının duvarlarına güzel resimler, iç açıcı manzaralar çizen mahkumlara benziyoruz. Bunları düşündükçe sanki aklım duruyor, Wilhelm, kendi içime dönüyorum ve orada bir başka dünya buluyorum.
Saygınlıklarını korumak için kendilerini halktan uzak tutmaları gerektiğini düşünenler, en az, düşmanının karşısında ölüm korkusuyla gizlenenler kadar yerilmeye hak ederler.
… Gökyüzünü bir sevgilinin hayali gibi düşünürüm. İşte o zaman, çoğu kez bir özlem duyuyorum ve şöyle haykırıyorum: “Keşke bu hislerimi anlatabilseydim! İçimde çağlayıp taşan bu canlılığa bir kağıtta can verebilseydim! Ruhum sonsuz, yüce bir varlığın aynası olduğu gibi, kağıt da ruhumun aynası olabilseydi…” Fakat dostum, çıkmak bir işe yaramıyor. İçimdeki bu hislerin ağırlığı beni yıkıyor.