Ama bu dünyada hiçbir şey sürekli değil; bu nedenle de neşe, ikinci dakikada, birincidekinden farklıdır; üçüncüde bir derece daha zayıflar, sonunda bütün bütün yok olur, eski durumumuza döneriz; suda genişleyen halkaların, sonunda suyun yüzeyiyle bir olup yitmesi gibi.
Bu ikbalperestler, bu din bezirganlar anayı da, babayı da tanrıyı da gözlerini kırpmadan para için satarlar. Evet bütün bunlar ikbalperestlikten başka bir şey değil ve bu ikbalperestliğin tohumu da, insan dilinin altında küçük bir kabarcık bulunur, o kabarcığın içinde de toplu iğne başı kadar bir kurtçuk... İşte ordadır.